12 Ocak 2011 Çarşamba

VERDİĞİMİZ RAHATSIZLIKTAN DOLAYI ÖZÜR DİLERİZ


Sevgili Deli Annenin de yazdıklarını okuduktan, bebeği olan başka bir arkadaşı da dinledikten sonra hayallere daldım. Sabah oluyor herkes uyanıyor...bilindik günlerden biri......insanlar uyanıyor, yatakta geriniyor, esniyor......lavaboya gidiyor, elini yüzünü yıkayacak.....aynaya bakıyor! Olay işte tam da bu anda başlıyor. Erkekler kadın, kadınlar erkek olmuş! O esnada sahibi belirsiz bir ses: "sevgili kullarım, hatlarımızdaki karışıklığa bağlı verdiğimiz geçici rahatsızlıktan dolayı özür dileriz. En kısa zamanda eski halinize döneceksiz.(umarım). Bu arada ufak bir sorun daha var......kadınlar yani eskiden erkek olan yeni kadınlarımızın hepsi bu aksaklıktan dolayı hamilelik dönemine denk gelmiştir".
He He......
Yeni erkeklerimiz de bir problem yok. Çünkü erkek hayatına adapte olmak için özel bir çabaya gerek yok. Televizyonun karşısına geç, kumandayı eline al........uyukla.
Amaaaa
Yeni kadınlarımız, üstelik hamile kadınlarımızdaki yüz ifadesini merak mı ediyorsunuz? Sadece hayal edin..................................
He He verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz.

Muzicons.com

11 Ocak 2011 Salı

KEDİDEN GELEN DÜĞÜN BAYRAM

Sevgili Kedişim mimler de yazmaz mıyım...diyerekten başlıyorum. Hadi bismillah.
  • Dinlerini yaşadığını söyleyen insanlarda sizi en çok ne rahatsız eder?
Bence bazı konular hakkında konuşulmamalıdır. Din ve namus bunlardan en önemli ikisidir belki de. Din nedir? Din Tanrı inancına tutunmamızı sağlayan bir dal, bir aracıdır. Herkes farklı dallardan tutunabilir. Beni en çok rahatsız eden: bu kişilerin başka dinleri ve inanışları veya inanmayışları yargılaması, kendini, kendi inanışını üstün görmesidir. İnanç yürek işidir; karışılmaz. Yürekte yaşanır; deşifre ediliyorsa gerçek bir iman değildir.
  • Sizi siz yapan en belirgin özellik nedir?
Pozitif bakış sahibi olmam. Hayata sorunsal değil çözümsel yaklaşmam. Hayattan keyif almayı bilmem diyebilirim.
  • Etrafınızdaki kişilere saygılı mısınız? neyiniz insanlardan farklı ve ne konuda insanlardan daha çok saygı bekliyorsunuz?
Bu soruya Kedişimin cevabını çok beğendiğimi belirtmek istiyorum. Saygılı olup olmadığımı etrafımdakilere sormak lazım diye düşünüyorum. Fikirlere saygılı olunmasını beklerim. Onaylanmayabilir ama saygıyla karşılanmalı diye düşünüyorum.
  • İnsanın sizdeki tanımı ne, karşınızdaki kişide olmazsa olmaz dediğiniz özellikler var mı?
İnsan.....herbiri birer dünya kendi içinde. Tanrının onu anlamamız için dünyaya gönderdiği küçük tanrıcıklarız...ve en önemli görevimiz bunun farkına varıp, içimizdeki tanrısal gücü hissedip kullanmak. Karşımdan aradığım tek bir özellik var: samimiyet.....gerisi tolere edilebilir.
  • Sürekli birşeyler için hayatı suçluyor musunuz? yoksa olması gerekenler mi yaşanıyor?
Hayatı suçlamak...... komik.....hayatı oluşturan benken...hayatı suçlamak. Birkere, suç yok....hatalar yapabilirim. Tutupta hergün kendimi de suçlayıp, yargılayıp, çarmıha mı gereceğim? Birşeyler olup gidiyor, değiştirebileceğim sadece kendimim.
  • Savaşların asıl nedeni ne, insanlar kendinde neyi yoketti de zulüm yakasını bırakmıyor?
Sahiplenme kaygısından kaynaklanıyor bütün savaşlar. O da kendimizi Tanrıdan ayrı düşünme yanılsamasından. Bence bu hep vardı.....
  • Sizi en çok huzursuz eden eksikliğiniz nedir?
İçsel kontrolümün yani kendi kendimle baş edebilme yeteneğimin daha iyi olmasını isterdim.
  • Size bilinçli bir kötülük yapıldı, tepkiniz ne olur?
Yapılan benim hayatımı ne ölçüde etkiledi bunu düşünür buna uygun bir cevap veririm ya da o kişiyi daha yüksek bir makama havale edip sinsi sinsi gülümseyebilirim. Yapacağım en fazla şey de onu sobelemek olur. Bana yaptığının farkındayım der arkamı döner giderim.
  • Kalbinizin sesi mi, mantığınız mı?
Hep kalbimin sesini dinledim. Pişman mıyım? hayır ama bir süredir mantığımı da bu kadar dışlamamam gerektiğinin farkındayım. Ve uygun endikasyonlarda kullanıyorum. Ancak, duygusal bir insan olduğum için ilk yaklaşımım hep kalbe yönelik oluyor. Bu anlamda, sakin kalabilimeyi öğrenmeye çalışıyorum ki mantığım heyyyy ben de burdayım diyebilsin.
  • Sizce sabretmek nedir, üzerinizde otorite kurmaya çalışan, hakkınızı yiyen birine tepkiniz ne olur?
Bence büyük bir erdemdir. Ama doğru yerde ve doğru zamanda kullanılmak kaydı ile. Otorite mantıklı ise bana zarar vermeye yönelik değilse saygıyla karşılarım. Amaç ezmek, hakkımı yemek ise yaptığını yüzüne vururum.
  • Karşımdaki insan benim için değerli değilse söylediği cümleler de değersizdir? Sizi anlamaya kapalı bir insana kendinizi ifade etmeye çalışmak, memnun etmeye çalışmak, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Asla. Hayata objektif bakmak lazım. Söylenenin değerini belirleyen söyleyen değildir. Böylesi biri ile hiç uğraşmam. Onu kendi haline bırakırım. Pozitif enerji nadir bulunan bir mücevherdir, mücevherlerimi onunla boşa harcayacak değilim. Ama birgün beni anlayabilmesini yürekten diler, dua ederim.....benim için önemliyse tabi.
  • Hangi söz sizi rahatsız eder?
Ama... ile başlayan cümleler de oldukça gerilirim. Çünkü bu hep böyle devam eder ama....ama...
  • Başkasında kınayıp sonra kendinizin de yaptığı birşey var mı?
Neyazıkki ara ara oluyor....Birinin habire saçma sapan araba kazaları yapmasına ohaaaaa demiştim bi kere. Ertesi hafta üst üste 2 kez arabanın lastiğini otoparka girerken kaldırıma çarpıp yardım. (2.kez eşime söylerken, bu kınamamı hatırlayıp, ahh ulan ahhhh dedim)(sonra eşim o kaldırımıın o çıkıntısını düzelttirmek durumunda kaldı he he)

Huhhhhhh ammma zorlandım bee. Soruları kendimce kısaltmamı bağışlayınız. Bugüne dek yazdığım en uzuuuun yazıydı. Yoruldum...imla hatalarım da affola diyerek bitiriyorum.
Bu arada portakallı keki lüpletip ballandıra ballandıra anlatıp bize sarma sarmayan Ebrulime sevgilerimle diyorrrr, bu güzel mimi postalıyorum. Nasıl ama kedişim?

Muzicons.com

9 Ocak 2011 Pazar

?


Bu gece garip bir rüya gördüm.
Bir kız çocuğu 11-12 yaşlarında. İnsanların geleceğini okuyabilen. Karşımızda bir sinema ekranı kocaman. Bana senin geleceğini de okuyayım diyor. İstemiyorum. Ama sonra hadi söyle bakalım diyorum. Alnıma bak diyor, değişiklikler olacak diyor. Evet alnında değişiklikler oluyor. Ne görüyorsun diyor. Küçük kasımpatı çiçekleri diyorum. Nerfet! diyor bunlar nefret anlamına gelir. Sonra kocaman ekrandan izliyorum kendimi, çocukluğumu. Yanımda amcam da var. Annemi arıyorum o sinema ekranında......Anne anneee diye seslenen küçük ben. Hakikaten küçüklüğümde saçlarımı iki yandan öyle bağlardık. İçim üzülüyor, ağlayacak oluyorum ama amcam üzülmesin diye tutuyorum kendimi.......
Bilemiyorum.......

Muzicons.com

6 Ocak 2011 Perşembe

ÖNEMSEMEK&DİKKAT ETMEK


Çocuklarımıza hayatı önemsemeyi değil hayata dikkat etmeyi öğretmeliyiz. Hayatı önemsemek hayatla özdeşleşmeyi ve sorunları getirir. Dikkat etmek izlemektir. İzlediğiniz de dışarda kalırsınız. Önemsemek ve dikkat etmek çok farklı şeylerdir.Böylelikle özünüzü korursunuz.

Muzicons.com

4 Ocak 2011 Salı

"EDİNİLMİŞ VİCDAN"


Farklı insanlar ve uluslarda farklı olan "edinilmiş vicdanlara" sahibiz. Ama hepimiz gömülü halde bir gerçek vicdana da sahibiz. Edinilmiş vicdan insanın kendine duyduğu sevgiden, bu kendini sevme de korkudan kaynaklanır.Kendini sevme, insanların hakkınızda neler düşündüğüne yönelmiştir. Edinilmiş yani sahte vicdan katı, sabit ve mekanik bir şeydir. Oysa gerçek vicdan herşeyi gerçeğin ışığında görür ve her durumu farklı yargılar. Mutlak değil görecelidir.
Maurice Nicoll/Yorumlar

Muzicons.com

3 Ocak 2011 Pazartesi

FİLTRE


Nasıl bir kaos bu?
Kimi sözler, dokunuşlar kulağın labirentlerinde kaybolup, tenden öte geçmeyip gönle işlemezken...
Bazen gönüldekiler söze ve faaliyete dökülmez.
Öylece öksüzce kalır giderler.
Sanki arda bir bariyer ya da belki filtre var.

Muzicons.com

1 Ocak 2011 Cumartesi

GUGUKTAN DÜNYAYA, GUGUKTAN DÜNYAYA



Muzicons.com
Seviyorum bu şarkıyı. Hayranım aslında. Birtürlü karar kılıp oluşturamadığım hitler listemin galiba sanırsam başı. ÜÜfff far far a haksızlık mı ediyorum?neyse bu liste hiçbir zaman oluşmaz, çünkü benim kararlarım anlıktır, süreçlik değil.
Düşündüm de bu dünyacık içindeki bütün "mad"lerle beraber bir uzuun dönüşünü dün gece saat 12.00 da tamamladı. Ve hiç ara vermeden, bir huh bile demeden dönmeye devam ediyor. İçini tıka basa doldurmamıza, onu sürekli hırpalamamıza rağmen dönüyor işte. Bazen ona acıyorum, oldukça yalnız ve bizlerden dolayı baya bi çilekeş olmalı. Öyleyse dedim...bi gönlünü almalı. Ne dersiniz bunu haketmedi mi?
Bu şarkı onun olsun. Sevgili Dünya kafana takma o "mad" lafını. O sana değil bize ithafen. Sen yine gülüp geç. Dönmeye devam et ki, zaman denilen kandırmaca devam etsin. Bizler de yollarımıza.....