30 Kasım 2010 Salı

PAUSE

Şu sıralar aklıma, zihnime, yüreğime dolan bir sürü cümle varken yazmak istemeyişim nedendir bilinmez. İstememek de denmez buna; yazamamak belki de sadece yazmamak........
Ama burdayım herdaim. Takipteyim, okuyorum......
Tıpkı hayatı okumaya çalıştığım gibi, belki de yorum da yazmamalıyım...ama yazmak istiyorum bazılarına.......

22 Kasım 2010 Pazartesi

KIZÇELERİM BENİM

Çok şanslıyım çoookkkk.
Dünyalar tatlısı 3 kızım var. Sanki dünyaya gelmemin tek nedeni onlar. Onlarla tanışmak. Onların annesi olmak. Onları izlemek kavga ederlerken, oyun oynarlarken, sohbet ederlerken, gecenin derinlerinde yolculukta, arabanın arkasında, kafa kafaya vermiş uyurken. Fatma Pınar ortada araba koltuğunda, bizimkilere pek yer kalmıyor artık. İkisi de yaslamış başını Fatma hanımın koltuğuna, başbaşa uyuyorlar.
Dönüp dönüp baktım, güldüm, içimden ağladım, dualar ettim.
Hiç ayrılmayalım, şuan dursun. Bu anda kalalım. zamanda ilerlemek beni ürkütüyor. Şuan sığınak gibi, sakin, huzurlu. Fotoğrafını bile çekmek istemedim, uyanmasınlar diye. O resmi yüreğime kazıdım. yarın onlar belki uzaklardayken hatırlamak için yada biraradayken onlara anlatmak için.
Çon şanslıyım çoookkkk.
Dünyalar tatlısı 3 tane kızım var.

4 Kasım 2010 Perşembe

İŞTE ÖYLE

Acıların içinden geçmesine izin verme.
Sen acının içinden geç.

31 Ekim 2010 Pazar

KİM BİLİR?

Alttan almak=Altta kalmak............
belki de
=Yücelere ulaşmak.

Ağırdan almak=Uyuşukluk.......
belki de
=Işık hızı ile ilerlemek.

28 Ekim 2010 Perşembe

ALLAH ALLAH

Nasıl bir şey bu? Bu işler yaptıkça azalan değil, artan türden. Yapıyorum; yapıyorum; artıyor......Hep işler önde; ben arkada.....Hep onlar:1; ben:0. Anlamadım???????

25 Ekim 2010 Pazartesi

MEŞGULİYET

Çok işim var çoookkkkk

19 Ekim 2010 Salı

ARGO İYİ BİŞEYDİR

Dün Papoş hanım pek bir huzursuzdu. Mızır mızır mızırdanıp, kucaktan bırakılınca da mızırdanmalarını ağlamalara dönüştürüyordu. Bu onun için pek alışıldık birşey değil, dolayısıyla ne yapacağımızı şaşırdık. Evdeki herkes yarımşar saat onu oyaladıktan sonra sonuçta herzaman olduğu gibi bana kaldı ona bakmak. Ne yapsam ne yapsam derken, televizyona takıldı gözüm. Türk Malı vardı o anda. Koydum karşısına, beraberce izledik. Vallaha sustu. Henüz yedi aylık olmak üzere olan bir bebek olarak Türk Malını izledi.
Dizide çok fazla argo kullanılıyormuş. Ama naapiim, Papoş sustu işte. Hımmm vicdan azabı çektim mi? HAYIR. Nasıl olsa bugünlerini hatırlamayacak. Tabi ben de ne zaman mızırdasa, eğer Türk Malı varsa TV de izlemesine izin vereceğim. Tabiki (tabiside, ayyy bak bi kere izleyince bile insanın Türkçesi bozuluyormuş) kalıcı hafızası gelişene kadar.