13 Ekim 2009 Salı

ALIŞILDIK ACILAR acıtmaz MI???

Hastanız size şikayetlerini ifade ettiğinde, "stresten de kaynaklanabilir" dediğiniz zaman size:
-ama hayatımda beni kızdıran, üzen hiç birşey yok ki! der şaşkınlıkla.
Hep düşünmüşümdür o zaman. Acaba alıştığımız kırgınlıklarımız, yorgunluklarımız, kızgınlıklarımız, beklentilerimizin bize ağır ağır neler yaptığının farkında mıyız? Onlarla baş ettiğimizi düşünürken, başetmemizin bedellerini göz ardı etmiş olabilir miyiz? Ama çoğu zaman bunları anlatmaktan çekinirim. Ukalalık etmemek için ve belki de alışılmış olan, düzen gibi görünen kaosu bulandırmamak için.
Bi de "başetmek" nedir acaba bizlerin sözlüğünde? Üstesinden gelmek mi? görmezden gelip, sırtımızdaki sepete bi yenisini eklemek mi? ya da en fenası ,o şeyin bizi çoktaan alta almış olması mI? Biz insanlar pek bi gururluyuz ya. Hani yumruğu yeriz ama acımadıııkiiii acımadıkiiiii derken burnumuzdan kanlar sızar:)
Yeterrrr artık, yumruğu yediğimizde: "acıdı lan eşşolueşşkkkk, hem de çok acıdı, bana bunu yapamazsın, kendime bunu yapamam, ittir git eğer bi daha bunu yapacaksan, verdiklerini de al git, hiç bir şey, hiç bir alışveriş bana bu yaptığını yapmanı makul kılmaz, acıdı işte çook acıdı" diye bağırmalıyız, özellikle kendi kulaklarımız yeterince duyana kadar. Ki o acıyı defalarca yaşamayalım ki, sepetimiz gün be gün taşınmaz kadar ağır olmasın, ki, taşıyalım derken sırtımız bükülmesin. Di mi?

12 yorum:

beenmaya dedi ki...

alıştık, şaşırmadım vb kelimeleri çok sık kullanmaya başladık olası tepki göstermemiz gereken konularda gayet sakin ve rahat gözüküyorken...gözüküyorken diyorum çünkü bunları sanki bize geldikleri anki gibi aklımızın, içimizin odalarına yığıyoruz olanca ağırlıklarıyla. ve kapılarımız zorlanıyor aslında öyle değil mi...

godsyndrome dedi ki...

tüpçü ahmetin sözüyle eskiden stres mi vardı? der yazılarına bu kadar ara verme temennisiyle yorumuma son veririm :)

guguk kuşu dedi ki...

sevgili Godsi, haklısın çok ara verdim ama 40ın kapısına dayanmışken bebek bekleyince böyle oluyor işte. 2 gündür kendimi normale yakın hissediyorum. inşallah giderek daha iyi olacağım. o zaman bu arayı telafi ederim:)
beenmayacım, belkide bu alıştık masalı zırhımız, maskemiz. hani: acımadıkiii acımadı kiiii cinsinden. aslında dil acımadı derken, yürek çoook acıyor dimi?

sufi dedi ki...

13 günlük aradan sonra şükür kavuşturana.Sana, yeni fikirlerine iç hesaplaşmalarındaki isabetli kararlarına, eski kapılarını kapatıp yeni gelene açılan kapılarına, bebişinin cennet mekanındaki sağlıkla büyüyüşüne eğiliyoruz ve seni seviyoruz canım.

guguk kuşu dedi ki...

canım sufi, demek 13 gün ha???
şimdi bebiş cennet mekanında dimi? hiç düşünmemiştim...
son7-8 aydır hep bi değişiklik hissi vardı içimde yetişemediğim, kontrol edemediğim, adlandıramadığım...eşime "hiç bişey eskisi gibi değil, bildik değil, yetişemiyorum" diyordum. "kadınsal haller" diyordu herhalde içinden adamcağız:)
şimdi anlıyorum bu durumu, harbi bir değişiklik varmış meğer:)
dualara nasıl ihtiyacım var sufi, gözlerim dolu dolu, yüreğimi ise anlatcak kelimelere henüz tanışamadım.

khaos dedi ki...

ya sepetimiz,
gün be gün,
acıyla dolmaya devam ediyorsa..

göğsümüzün içi sancıyorsa?
ve bağıramıyorsak?

alta alınmışsak acılırımız tarafından..

hekim çare olurmu dersiniz?

guguk kuşu dedi ki...

Hayatın kimi, neyi hekim yapacağı belli olmaz. Bir anlık enstantane, kitaptan bir paragraf, belki bir düşman belki bir dost hayatımızı değiştirecek yolu gösterebilir. Yeterki gönül gözümüz açık olsun almaya ve değişmeye açık olalım, kendimizin farkında olalım.

guguk kuşu dedi ki...

ama dilerimki sevgili khaos, evren ya da tanrı herkim nasıl adlandırmak isterse, herşeyden önce bu acıları kendine çeken, bunları kendine reva gören bizi bize tanıtsın, onu tanımadan gelecek yardımı algılamak mümkün değil, çünkü onun yardım olduğunu anlamak için kendi farkındalığımızı oluşturmuş olmamız lazım:)

K®HAN dedi ki...

şu dünya denilen hayat gemisinde
belli bir yere doğru hızla giden
yolcular değil miyiz biz?
sepeti sırtmızda tutmak
hayatın yükünü hafifletir mi sizce?
oysa yere koymak ve üzerine oturmak...
çözüm budur rahat etmek istiyorsak.
biz istesek de istemesekte
o belli yere hızla bizi taşıyan
bu geminin hakiim ve aliim bir sahibi vardır
abes iş yapmaz.

gel gör ki doktorsan,
hastaların çoğu bir sebep bekler senden.
oysa sebepler perdedir
hastalık Allahtan.

biri bir sebepten ölür
aynı sebebi taşıyan çokları yaşar.

esbapperest bir toplumda doktor olmak
zordur hakkaten.
hele hasta psikolojik problemleri sebep olarak kabul etmiyorsa.

herşeye rağmen yakışmaz bence
"aslında sen stres altındasın farkında değilsin.
tepkisiz kalma bağır çağır" gibi bir tavsiye.
de ki o hastana
"madem öyle
geçmek üzere hastalığın
dua eksik bence."

Uma dedi ki...

Ne guzel demissin Gugukcum, cesaret diliyorum her daim. Ayakta dimdik durup icinde olup bitenle yuzlesek kadar guclu bir cesaret. Karsisindakine soylemek degil de onemli olan, karsisindakine soylerken kulagimizin duymasi ayni dedigin gibi :)
Operim o gobeginin icindekinden :)

guguk kuşu dedi ki...

Umacım, 4 aylık oldu şükür.Bulantılarım bitti. Öpücüğünü ilettim ben ona.:)
evet kendi kulaklarım duysun, kendi gözlerim görsün. zaten ben görüp duymadıktan sonra, gerisi nafile

guguk kuşu dedi ki...

sevgili Korhan, evet koca gemi giderken, yükünü sırtında taşıyan komik yaratıklarız. Gemiye güvenimiz yoksa, zaten halimiz nice?