22 Aralık 2011 Perşembe

ONLAR BİZİM İMTİHANLARIMIZ

Kliniğe ne zaman engelli biri gelse (daha doğrusu getirilse), ben onu muayene etsem, etmeye çalışsam, tıkanıyorum. Evet, doğru kelime bu "tıkanıyorum". Hayatını o engelle sürdüren, sürdürmeye çalışan kişinin ve ailesinin tüm hayatını değiştirmek istiyorum. Elimde sihirli br değnek olsa ve ben bir dokunuşla herşeyi düzeltebilsem diyorum ama ne mümkün.......En çok aile yakınları etkiliyor beni. Durumu kabullenmişlikleri, kendilerinden tamamen vazgeçmiş olmaları o anda durmama neden oluyor. Heleki söz konusu çocuklarıysa. Onun için çabalamaları, ona sarılmaları, ilgilenmeleri, ona bakışları.....O anda ben duruyorum, evren duruyor, yüreğime bir acı oturuyor.....Burnumun taa kökü acıyor, nasıl bir bağ varsa bu burun kökü ile yürek arasında. Karşılarında eziliyor, bükülüyorum. Çünkü elimden gelenler öylesine yetersiz ki.........Ellerini tutuyorum konuşurken ailenin, hani belki şefkatli bir dokunuş iyi gelir.....Allah yardımcınız olsun diye dua ediyorum. Öyle yürekten amin diyorlar ki. Nasıl utanıyorum bir bilseniz her seferinde onların yaşama sevincini, azmini, sabrını görünce, yerin dibine giriyorum. Gözyaşlarıma sıkı sıkı engel oluyorum, böyle birşeye hakkım yok, onlar ağlamazken. Ama onlar çıktığı anda tutamıyorum, sel olup akıp gidiyor yaşlar beni dinlemeksizin, ulu orta, herkesin içinde. işte orda tıkanıyorum. Birgün 20 li yaşlarda zeka engelli bir genç kızı getirmişti abisi, diş ağrısı olduğu için, annesinin bel fıtğı olunca, o üstlenmiş bu işi. Annesi ama kızın mensturasyon döneminde olduğunu, abisinin idare edemeyeceğini söylemiş. Abi ise: ne demek o benim kardeşim, ben gerekirse pedini de değiştiririm, sen rahat ol demiş ve nitekim onunla beraber kadınlar tuvaletine girip bunu yapmış. Bunları duyduğum anda her yerim dondu, ellerim, kollarım, kafam kıpırdayamıyordum sanki kaslarım kasktı oldu,  çünkü kıpırdarsam ağlayacaktım yine...tek kelime etmem mümkün değildi çünkü ağzımdan çıkan ilk ses hıçkırık olacaktı. Sonrası zaten allah kerim, bağıra bağıra ağlayacaktım, dağlar yıkılacaktı sanki sesimden, sustum, kıpırdamadım, bomba yüreğmde patladı, tüm organlarım ve ruhum paramparça oldu, evrene yayıldı.
Onlar melek, onlara hakkıyla bakanlar da. Nerde görüreniz, nerde karşınıza çıkarlarsa elinizden geleni yapın. hatta zorlayın kendinizi, onların hayatlarını biraz olsun kolaylaştırın. Onlar bize Rabbimizin emaneti.
ONLAR BİZİM İMTİHANLARIMIZ.

6 yorum:

nini dedi ki...

öncelikle engelli diyelim... ne kadar ince düşündüğün ve onları önemsediğin çok açık. aynı hisleri fazlasıyla paylaşıyorum ben de. ama her zaman unutmaki onlar, onlara ne kadar olağan davranırsak o kadar mutlu oluyorlar. karşılarında kendimizi tutup, sonra bir köşede salıvermeliyiz duygularımızı. hele ki aileler... en çok onlar için zor bu durum. bunu en iyi ben biliyorum...
melek olduklarına gelince, kesinlikle öyleler... keşke herkes senin gibi anlayışlı ve sevecen olabilse onlara karşı...

Vladimir dedi ki...

Hayatın zor imtihanları bunlar. Çok zor. Bir hastalık olsa bir gün geçer diyebilirsin ama geçmeyecek bir çile o insanları, yalınlarının hayatları.

KAMİKAZE dedi ki...

Canımm ne güzel dile getirmişsin.Allah razı olsun abisinden anne babasından ve yakını olmadığı halde senin gibi tüm yüreğiyle çırpınan en azından dualarını eksik etmeyen herkesten Allah razı olsun.Allah dualarımızı kabul etsin.Evet onlar melek.Onlar Rabbimizin emaneti.Allah yardımcıları olsun.Bizimde var çoook sevdiğim kendisi engelli ama yüreği engelsiz kardeşimiz.Amcamın kızının kayınbiraderi.Evine her gittiğimizde hepimiz sarılır öperiz.gidemezsek bile telefondan "Alimiz nasıl çoook selam söyleyin" demeyi ihmal etmem.

Deniz Bilgen Çakır dedi ki...

emanetlere çok da iyi baktığımız söylenemez ama dimi. biz toplum olarak nedense utanıyoruz onlardan.gözlerimizi kaçırıyoruz gördüğümüzde. oysa kendimizden utanmalıyız daha ziyade. ben farklı davranmamayı seçiyorum. davranmıyorum da. gözlerinin içine içine bakıyorum. konuşurken konuşma şeklimi değiştirmiyorum. genellikle de olumlu reaksiyon alıyorum karşımdakinden. biliyorum çünkü en az karşımdaki kadar engellerim var benim de. hepimizin var. kimimiz sevgi engelliyiz, kimimiz şevkat, kimimiz anlayış...

guguk kuşu dedi ki...

sevgili kedişim ve ninni, kesinlikle onlara ve ailesine olağan, davranmalıyız. ben de bunun farkındayım. yazıma bunları da eklemek istemiştim ama artık yazarken ağlamaya başladığım için devam edemedim. ninni haklısın engelli sözü çok da tanımlayıcı ve şık hemen düzelteceğim bunu yazımda da. bireysel özen biryere kadar ninnicim, protokol çoğu zaman elimi kolumu bağlıyor, işte ben bu yorumu yazarken az önce bir yenisini yaşadım. hükümetimiz bu kişiler için yeterince ilgili ve sevecen olmalı. vladimir haklısın ne zor bir imtihan en zoru da aileleri için ya bu çocuk bizim ardımıza kalırsa düşüncesi:( Allah yüreğinden sevgiyi eksik etmeyen herkesten razı olsun kamikazecim

Nehir İda dedi ki...

Çalıştığım yerden kaynaklı bir aile var tanıdığım 3-4 yıldır. 2 oğulları da zihin engelli ve biri 20 diğeri 18 yaşında. Bir gelişlerinde çiğ köfte yiyordum beraber yedik her gelişlerinde 'köfte yiyelimmmm mi' diyorum gülüyorlar. Beraber yiyoruz. Anne babası seni seviyorlar yoksa pek oturmazlardı diyor.

Doğallığı içerisinde mi evet ben hep yiyorum çiğ köfte ve hep seviyorum insanları. Hele çıkarsız olanları.