Lanet olası düşünce pireleri (evet perileri değil, ne yazıkki pireleri), hep yatağa yattığımda mı gelir doluşur beynime? beni boğar, kalp çarpıntılarımı ve boğulma hissimi tetikler.
Millet koyunları, kuzuları sayar. Bense böyle günlerde düşünceleri bir bir atlatırım çitlerden. Konuşurum, o bi türlü söyleyemediğim şeyleri.
Ve niyeyse, heeep aslında beni çok kızdıran ama bir türlü dillendiremediğim şeylerdir bunlar.
Aslında söyleyen, konuşabilen bir insanım. Ama bazen de söylenmeden de anlaşılmak lüksünü tatmak istemem suç mu?
Doğru, herkes herşeyi anlayamayabilir. Ben aslında kendi yaptığım, herkesi takip edip, anlayıp, ona göre davranma hastalığımı diğerlerinden mi bekliyorum? sonra bunu farkedip, anlaşılamamış olmanın üstüne kendimi suçlu hissedip, çifte kavrulmuş boğuluyorum.
Yok, yok..bu sefer kendime haksızlık etmiyeceğim. Bu hastalık değil. Sadece uzun süredir, beklemeye aldığım, bazı anlaşılma arzularım artık herhalde tavan yaptı.
belki de konuşma zamanı gelmiştir?
iNSANLAR, (sevdiklerim, sevmediklerim),
beni huysuz ve kaprisli çekilmez buluyor olabilirsiniz. Buna itirazım yok. Melek olduğum iddiasını içimde hiç taşımadım. Öyle herkesi, gandi gibi, seven, kucaklayan bir tip değilim. Bunun gerekliliğine de hiiiç inanmadım. Sizlerin hiç büyütmediği şeyler benim için bir cendereye dönüşüyorsa, bu da benim elimde değilse, şunu söylemem gerekir ki, artık bunlar için kendimi suçlayıp, ruhumu her seferinde yargılayıp asmayacağım artık. Belki de bu kaprislerimle görmediğiniz, görmek istemediğiniz, göremediğiniz şeylere ayna tutuyor olamaz mıyım? ilişkilerimi kendi adıma, neyin pahasına sürdürdüğümü daha çok irdeler oldum. "Ben haklıyım" iddiası değil bu. Lütfen bi kerede anlayın, "ben de böyle düşünüyorum" sunusu. Eğer beni hayatınız da tutmaya değer buluyorsanız, bazen haklı bulmasanız bile, bu beklentilerime değer verin.
Millet koyunları, kuzuları sayar. Bense böyle günlerde düşünceleri bir bir atlatırım çitlerden. Konuşurum, o bi türlü söyleyemediğim şeyleri.
Ve niyeyse, heeep aslında beni çok kızdıran ama bir türlü dillendiremediğim şeylerdir bunlar.
Aslında söyleyen, konuşabilen bir insanım. Ama bazen de söylenmeden de anlaşılmak lüksünü tatmak istemem suç mu?
Doğru, herkes herşeyi anlayamayabilir. Ben aslında kendi yaptığım, herkesi takip edip, anlayıp, ona göre davranma hastalığımı diğerlerinden mi bekliyorum? sonra bunu farkedip, anlaşılamamış olmanın üstüne kendimi suçlu hissedip, çifte kavrulmuş boğuluyorum.
Yok, yok..bu sefer kendime haksızlık etmiyeceğim. Bu hastalık değil. Sadece uzun süredir, beklemeye aldığım, bazı anlaşılma arzularım artık herhalde tavan yaptı.
belki de konuşma zamanı gelmiştir?
iNSANLAR, (sevdiklerim, sevmediklerim),
beni huysuz ve kaprisli çekilmez buluyor olabilirsiniz. Buna itirazım yok. Melek olduğum iddiasını içimde hiç taşımadım. Öyle herkesi, gandi gibi, seven, kucaklayan bir tip değilim. Bunun gerekliliğine de hiiiç inanmadım. Sizlerin hiç büyütmediği şeyler benim için bir cendereye dönüşüyorsa, bu da benim elimde değilse, şunu söylemem gerekir ki, artık bunlar için kendimi suçlayıp, ruhumu her seferinde yargılayıp asmayacağım artık. Belki de bu kaprislerimle görmediğiniz, görmek istemediğiniz, göremediğiniz şeylere ayna tutuyor olamaz mıyım? ilişkilerimi kendi adıma, neyin pahasına sürdürdüğümü daha çok irdeler oldum. "Ben haklıyım" iddiası değil bu. Lütfen bi kerede anlayın, "ben de böyle düşünüyorum" sunusu. Eğer beni hayatınız da tutmaya değer buluyorsanız, bazen haklı bulmasanız bile, bu beklentilerime değer verin.