2 Mart 2010 Salı

ÇİLEKKKKK



Kış giderken herkesin sırtına bir yük yükledi sanki. Herkeste bir yılgınlık, bezginlik, isteksizlik.....Baharı özledik arkadaşlar, pırıl pırıl güneşi, yediveren ağaçları, kuş cıvıltılarını, daha hafif şeyler giymeyi.........
Ahh ben de o sulu, şeker gibi, kırmızı çilekleri:D
Doldursam tabağa, çıksam balkona, etrafı izleye izleye, gailesizce yesem o çilekleri.
MMMmmmm bide ananas. Bu aralar ona takmış durumdayım. Sulu, mis kokulu, kavun şeftali ve muz aromasının hepsini içeren harika meyve.
Dur en iyisi bir meyve tabağı yapmak.
Yahu arkadaşlar, kendinize gelin, bahar geliyorrrrr.
Çilekler çıkacak (arabın derdi kırmızı çorap).
Hamile Guguk

1 Mart 2010 Pazartesi

ŞAFAK 24

Doktorum bebeği 38 haftalıkken alacağını söyledi. sezeryanla olacağı için, biraz erken davranmamız gerekiyor. Bu hesaba göre mart 25te 38 haftayı tamamlamış oluyoruz. Bugün 1 mart, artık gönül rahatlığı ile geriye sayabilirim. Tam gün son zamanlarda belli olur ama tarihi daha fazla ötelemeyeceğini biliyorum. he he belki hatta birkaç gün önce bile olur ne dersiniz?
Elbette herşeyin hayırlısı dediğinizi duyar gibiyim ama inanın artık bana saatler günler, günler haftalar gibi geliyor. Hiç birşeycikler yapamadığım için çok da sıkılıyorum, rahat oturamıyorum, uyuyamıyorum vs vs vs...............Aslına bakarsanız, hayatınıza küçücük bir bebeğin katılmasını beklmek zevklide olsa da bu yaşta oldukça düşündürücü de olabiliyor. Garip bir tedirginlik, korku ile karşık duygular yaşıyorsunuz. nasıl olacak acaba? Neleri de getirecek beraberinde bu küçük hanım hayatımıza? hep dua halindeyim. Allahım zekaen, ruhen ve fiziken sağlıklı bir evlat versin cümlemize. kaderi güzel yazılmış olsun. Allahım karşılarına merhametli insanları çıkar. Rabbim bizi evlatlarımızla imtihan etmesin. Güzel ahlaklı olsunlar. Kendilerine ve çevrelerine faydalı insanlar olsunlar.
Eh durum böyleyken, "şafak 24" diyelim o zaman.:D

25 Şubat 2010 Perşembe

KANDİLİNİZ KUTLU OLSUN

Rabbim,
Senin affın, mağfiretin, rahmetin biz kullarının günahlarından daha büyük, daha engin. Bizleri bağışla ve bizlere merhamet et.
Hepinizin mevlid kandili mübarek olsun.
Bu geceki dualarınıza hamileliğinin son ayını yaşayan guguk'u da katmayı unutmayın:D

17 Şubat 2010 Çarşamba

NEDEN SONBAHAR

Sonbahar yaprakları gibi,
Birbir dökülüyor.
Dökülecek,
Çünkü sonbahar.
Sonbahar çünkü,
İlkbahar gelecek.
Neden sonbahar diye sorulur mu?
Neden kış diye.
Yaşanır sadece.

13 Şubat 2010 Cumartesi

ZAMAN TÜNELİ, GÜLÜMSEME, GÖZYAŞLARI

Geçip giden huuuuu,
Zamanları huuuuuuu,
Bir yerlerde bulsam.
Sonra üzülsem, üzüldüğüme üzülsem.


Diye bir şarkısı var ya Mirkelamın, dün tam da ona uygun bir durum yaşadım.
Bizim kızların bebeklik kıyafetlerinin bir kısmını, yorgan, yastık, nevresim gibi şeylerini saklamıştım. Hani hatıra olsun, belki çocukları kullansın diye. Aklıma bir gün 3. bir kızım olacağı hiç gelmemişti. Evde yer kaplamasın diye diğer eve koymuştum. Dün onları aldık.
Yıkamak için tek tek çıkarırken, minicik kıyafetleri, çorapları görünce şaşırdım kaldım. Bunları mı giyiyorlardı? Bu kadar küçükler miydi? Minicik eldivenler, çoraplar, şapkalar, minicik elbiseler......Şimdiki hallerini düşündüm. Oysa mor menekşe akşamın o saatinde hala dershaneydi. Sarı papatya bilgisayarın başında şimdi. Kendimi, eşimi düşündüm. O zamanlarımızı düşündüm. İki başımıza çocuk halimizle çocuklarımızı büyütüşümüzü düşündüm. Minicik bir çorabı, giydirişimi bile hatırlıyorum. Sonra bir tane pazen battaniye çıktı, kenarlarını canım babaannem oyalamıştı. Pırıl pırıl duruyordu. Ama babaannem yok şimdi. Basit bir orlon kadar kıymetimizin olmadığı şu dünya ne kadar da garipti. Keşke dedim bu bebişi de görseydi, kızların büyüyüşünü görseydi, benim 3 kız annesi oluşumu görseydi, keşke……Konu babaannem olunca, gözyaşlarım hazır asker. Duygularımı eşimle paylaşınca, O da bana: ne babalar anneler çocuklarını göremedi ki…dedi; şükür dedim. Sonra babaannemin yeğenime ördüğü, bizim kızların da giydiği örgüler çıktı. Onlar da pırıl pırıl duruyordu. Şu eski orlonlarda ne kaliteliymiş diye düşündüm.

Ne garip, bu kadar çabuk geçeceğini düşünmemiştim hiç zamanın. Hakikaten de Mirkelamın dediği gibi uçup gidiyormuş meğerse. Öyleyse, sevgileler günü bahane, sevdiklerimizin kıymetini bilelim ve sıkı sıkı sarılalım onlara. Hazır yanımızdayken.

11 Şubat 2010 Perşembe

İNSAN NELERE ŞÜKREDİYOR

Kızımın okulunda 6. sınıftaki bir öğrenci trafik kazasında vefat etti. Arabalarına arkadan tır çarpmış ve kaçmış. Arabada babaları ve 3 kardeş varmış. Bünyamincik vefat etmiş, diğerleri yaralı atlatmışlar kazayı. Kızım bana bunları anlatınca: Yavrum arkadaşınız şimdi cennette ama Allah ailesine sabırlar versin dedim. Kızım, anne babası şükrediyor dedi. Şöyle bir an durdum. Bu durumda şükretmek .......diğer çocukları hayatta olduğu için şükrediyor dedi kızım. Ciğerim yandı. Rabbim, insan nelere şükrediyor......Eşime anlattım. Sarılacağı iki yavrusu kalmış adamcağızın, ne yapsın dedi. Ciğerim bir daha yandı. Rabbim acılarını hafifletsin, yavrucağızın mekanı cennet olsun. Rabbim bu günümüze binlerce kere şükürler olsun.

8 Şubat 2010 Pazartesi

SADECE İZLEYEBİLİYORKEN

Yapmak istiyorum,
"İyi" olsun istiyorum,
Ama şu an benim istediğim gibi olmuyor.
Acaba benim "iyi" tanımlamam evrenin "iyisi" ile ne kadar çakışıyor.
Çırpınmıyorum, neden demiyorum, (çünkü bunu bile diyecek halim yok:D)
Sadece izleyebiliyorum.
Sınırlılığımı görüyorum.
Kendi sınırlılığımın keyfini sürmeyi öğreniyorum.
Evrenin döngüsünün işleyişini izliyorum.
Buarada beklentisizliği öğrenmeye çalışıyorum.
Eğer olacaksa evrenin önünüze herşeyi sunabileceği düzenini kavramaya çalışıyorum.
Olmayacaksa, çabalamanın yıkım ve hüsrandan öte olmadığını anlayabiliyorum.
Ve sonunda diyorum ki:
Rabbim neylerse güzel eyler.
Ve bir tek böyle huzur bulabiliyorum.