HERKESİ YÜREĞİMDE AFFETTİM TANRIM.
SONRA,
AFDAN GEÇTİM.
BAKTIM SENİ GÖRDÜM.
GÜLDÜM KENDİMDEN GEÇTİM ALLAHIM.
BAKMAYA DA GEREK KALMADI SENİ BULDUM.
GERİYE DÖNECEK BAŞKA ben KALMADI.
Canım babaannem, Allah rahmet eylesin, kızım dünya dua ile dönüyor derdi. Bazen de bu dünya erenlerin yüzüsuyu hürmetine dönüyor derdi. Sanki babaannemin cümleleri yüreğime nakşedilmiş bir kanaviçe gibi. Ancak şimdilerde dediklerini daha bir iyi anlayabiliyorum. Ve onun ne mübarek bir insan olduğunu da....yattıkları yerler nur olsun.
Dün Fatma Pınarla beraber anneler gününde Şems-i Tebrizi Hazretlerini ziyarete gittik. Tam da namaz vaktiydi. Türbe caminin içinde olduğu için erkeklerin namazdan çıkmasını bekledik. Çok güzel bir bahçesi var türbenin, inanılmaz huzurlu, bahçesinden topladığı sebzeleri satmaya gelenler, banklarda dinlenen yaşlılar, türbelerin hemencik kenarında misket oynayan çocuklar. Fatma Pınar en çok kuşları yakalamayı sevdi, koştu durdu peşlerinden. Yakalamak bahane mesele koşuşturma sevinci. Namazdan çıkan bir dede ona şeker verdi.
Şems Hazretlerinin türbesi Mevlana Hazretlerininki ile kıyaslanmayacak kadar mütevazi. Bu şaşırtıcı gibi gelse de ben kendisinin yüreğinde zaten bunu dilemiş olduğunu düşünüyorum. Ama bana öyle heybetli göründü ki.....edeple titredim karşısında....Öyle şanslıyım ki bir grup gezmeye gelmişlerdi başlarında rehberleri ile ve namaz sonrası dua vardı. Fatma Pınarla biz de katıldık bu güzel dua rayihasına. Yavrum uslu durdu o anda bacağıma yaslandı, gürültü etmedi. Sonra kalabalık dağılınca edeple yanaştım Hazretlerin yanına,Fatma Pınar, korkunç dedi. Ben anladım ama onu, o da ürperdi Şemsin heybetinden. Hayır dedim çok güzel bak...... Dilim tutuldu sanki.
Senin yüzüsuyu hürmetin için geldim Canım Şems Hazretleri. Benim Rabbimin önünde yalvarmaya yüzüm yok, küçücük suçlu bir çocuğun babasından ürkerek annesinin arkasına sığındığı gibi sığındım Sana ve Mevlana Hazretlerine. Bana KUL olmayı öğretin, Rabbimin izni ile. Senin mütevazi türbeni, bahçesini hep çok sevdim. Seni sevdim.
Sevgili blog dostlarım nasıl da hepinizin dualarına ihtiyacım var. Kimin duası kabul olur belli olmaz. Ama şu sıralar dualarla döönecek sanki dünyam. Korkmayın ne bir derdim var, ne bir tasam. Duaya susadım sadece.
Ahhhh, can Sufim. Ağlamıyorum desem billahi yalan olur, tıpkı senin gibi içim cızz ediyor. Listede yeni yazılmış bir Sufi Saja yazısı ... görünce nasılda heyecanlandım, nasılda komik bir ümit sardı yüreğimi......yazmış dedim, belki dedim, kimbilir dedim...tıpkı sen gittikten sonra telefonunu çaldırmam gibi. Aklı mı kabullenmez yürektekini, yürek mi direnir aklın bildiğine.....AŞK böyle birşey Sufi Annem. Ne akıl kalır ne yürek, AŞKLA BAKAR AŞKLA görürsün. Canım Sufi Annem yarın anneler günü ve sen her zaman olduğu gibi benden önce davranıp verdin bana hediyeni. Hep merak ettim, bir anne yavrusuna nasıl sarılır, diğer sarılmalardan bir farkı var mıdır diye. Şimdi bunu düşündüğümde beni kucaklayışını düşünüyorum: sımsıcak.......Sen toprağa karıştığından beri yağmurlar yağıyor, her damlayan damlada üstüme seni yad ediyorum. Her esen rüzgar yanağımı okşuyor Sufi Annem diye diye....Fatma Pınarım, İremim, Sinemim ve seni anlattığım herkes seviyor seni, dualar yolluyor sana ve sen kocaman oluyorsun, herşey oluyorsun.
Ağlamıyorum desem billahi yalan olur Sufim. Sufimden daha çok öğreneceğim şeyler vardı diyorum. Şimdi arasam telefonunu canımmm, kızım diye açsa diyorum, bana öğütler verse diyorum..ağlıyorum. Kimseyi anne diye sevme diyorum kendime sonra. Sen anne diye seversen ötelere kavuşuyor ve sen burda kalakalıyorsun. Çünkü Rabbin sana sesleniyor, anneni, babanı, dedeni, anne bildiğin babaanneni alıveriyor yanına..ve diyor ki: CANIMMMMM BAK GÖR ARTIK BURDAYIM. Sufim gidişin benim dersim.
Ağlamıyorum dersem billahi yalan olur Sufim. Ama her akan damlada sen varsın diye avunuyorum. Emanetlerine yapışıyorum. Ellerimden tut Sufim, bana kucaklamayı öğret, kucakladığında kasılmamayı....Bana sevmeyi öğret. Oralardan seslen bana yumuşacık sesinle. Ben burdan sesleniyorum: SENİ SEVİYORUM SUFİ ANNEM, ANNELER GÜNÜN KUTLU OLSUN.
İşte Sufimin bir anneler günü yazıma bıraktığı yorum, siz anlayın artık, ağlamıyorum desem yalan olur:(
Guguk kuşum;
Bir haftadır Kaş'tayım ve sana Belgine moon light esinin
yazılarına bir türlü yorum birakamadım.Uzun uzun yazdım yazılarımı
ulaştıramadım, profil seçimini kabul ettiremedim .Şu anda bir çözüm
buldum çok şükür ve sana kelimelerimi ulaştırabilmem mutluluğum oldu.
"Annene
methiye "yazının üstüne yazdığım ilk satırlar göz yaşı doluydu.İnce bir
sızı gibi içime girdi hüzünlerin ve bağdaş kurup oturdu orada
biryerlerde başköşelere.Seni neden ilk günlerden çok sevdiğimi şimdi
daha çok iyi anladım.Bu yazının üstüne ben tek kelime yazamam deyip
blogları mı, bu yaşanılanları mı bilmem protesto ettim."Beni ANNE olarak
kabul edebilirmisin?" diye sormak istedim ama seni karnımda taşımamış,
ilk feryadını duymamış, gözyaşını silmemiş, saçlarını örmemiştim.Benim
güzel kızım sana güveniyorum deyip sırtını, saçını okşamamış ayağıma
koyup sallamamıştım yıldızları,ağaçların isimlerini, hayvanların nasıl
bağırdığını, şarkı sözlerini ezberletmemiştim sana,"sen kızıma uykular
ver allah" diye ninniler söylememiştim ama bunları yapamamış olmam
bundan sonra seni bir annenin yüreği ve şefkatiyle sarmayacağım demek
değildi.Hıı ne dersin güzel kızım annen olabilirmiyim senin?
sevgilerimle.Tontini.
Gerçekten de öyle olmuştu. Sonsuza götüren bir denizin kıyısına varmıştım. O zaman anladım ki, susmak bir cüsse işi. Derin denizlerin işi. Sığ suları en hafif rüzgarlar bile coşturabiliyor. Derin denizleri ise ancak derin sevdalar.. Anladım ki, derin ve esrarengiz olan her şey susuyor. Anladım ki susan her şey derin ve heybetli. Şems-i Tebrizi
Dün gece tahtadan bir buda heykeli vardı onu elime aldım bildiğimiz tahtadan yapılmış oturan bir buda. Baktım ona. Ancak mavi masmavi gözleri oynuyor; hareket ediyordu ve gözleri gerçekti. Benim göz hareketlerimle uyumlu olarak göz küresini hareket ettiriyordu. Şimdiki şaşkınlığıma bakmayın rüya aleminde bunu gayet sakin karşılıyordum.