25 Nisan 2010 Pazar

DAİRELER

Daireler daireleri kapsar. Ama bi tanesi en dıştadır ve hepsini kapsar. Onu yakalarsanız, hepsi sizin olur.
Huzur, neşe, mutluluk, özgürlük........ Bunlardan hangisi en dışta kalanı, hepsini kapsayanı acaba. Hangisini yakalarsak, diğerlerini de alde etmiş oluruz?
Özgür olmak; hüzün, korku, başarısızlık, dert ve mutsuzluktan özgür olmak mı acaba?Yoksa her koşulda ama her koşulda iç dengemizi koruyabilmek mi? Her istediğmizi, her istediğimiz anda yapabilmek, elde etmek mi özgür olmak? Yoksa tüm bunların dışında kalmak mı?

22 Nisan 2010 Perşembe

0 NOKTASI

Sık sık hayal ederim, en azından bi konuda sıfırlamayı herşeyi....ve yeniden taze bir şekilde başlayabilmeyi. Küçükken hergece ıssız bir adaya düştüğümü ve orada kendime sıfırdan, yeni bir hayat kurduğumu hayal ederdim. Sazlıklardan, dallardan ev yapardım kendime, yiyecekler bulurdum....inanılmaz zevk alırdım bu hayalden. Büyüdükçe, ilk hayal kurmayı bırakıyorsunuz, hayallerin yerini belki hırslar, belki beklentiler alıyor. Ya da öyle gerçekçi oluyorsunuz ki, hayal kurarken, içinizdeki o fazla büyümüş gıcık "bu da olur mu canım, hadi ordan, erkenden uyuda yarın işe geç kalma" diyor.
Sıfırlamayı hep hayal etsem de, oluşturduklarıma sıkı sıkı yapışıp, en başa dönmekten korktum hep. Yarım yamalak, eksik gedik de olsa, ordan devam ettim yoluma, hep birşeyler eksik, birşeyler yanlış, birşeyler fazla. Korkum heyecanımı hep bastırdı. Ama evren bazen sizin yapamadığınızı ağır bir tokatla size yaptırıveriyor. Bir konuda 0 noktasına geldim. Başta şok oldum, kırıldım, kızdım, küfrettim, etrafı suçladım, kendimi suçladım, ağladım................................şimdi duruldum. İşte al sana, hep o hayal ettiğin sıfır noktasındasın, ellerin de boş değil, tecrübelerin var. Belki yaptığın hataların, belki doğruların sana sessizce yoldaş olacaklar, hayıflanma, zamanı boşa geçmiş sanma. Hiç birşey boşa değildir. Şimdi sıfır noktasında olmanın heyecanını yaşıyorum. Sakince, düşünerek, geçmişteki tecrübeleri unutmadan başladım yeni yürüyüşüme. Arada bir belki sık sık, yine buhranlar basacak ve yine mızırdanacağım ama herseferinde daha çabuk toparlanacağım. Başıma gelenleri bir ceza olarak görmekten vazgeçip, kendimi geliştirmenin bir fırsatı olarak gördüğümde herşey yoluna girecek. Eh, ben sıfır noktasındayım.....rastgele.

15 Nisan 2010 Perşembe

SÜNGER BOB


Ben galiba, sanırsam, baya baya, hatta cidden ve kesinlikle bir "sünger bob" gillerdenim.
Ne utanıyorum, ne övünüyorum, sadece öyle işte.
Benim bi şikayetim yok da......
Etrafımdakiler???????
Daha da fenası "Patrick"gillerden olabilir miyim acaba?

12 Nisan 2010 Pazartesi

CANIM DOSTLARIM

Güzel dilekleriniz için teşekkür ederim. Mutluluğu sizlerle paylaşmak en güzeli. Biz iyiyiz. Büyüyoruz.....

29 Mart 2010 Pazartesi

YAŞAM PINARIM

Dostlarım,
Şükürler olsun zor günleri sağlıkla sihhatle atlattık. 24 Mart saat 12.15 de bebeğimize kavuştuk. İkimizde iyiyiz. Ben artık 3 kız evlat annesi bir gugukum. Minik "Fatma Pınar" ımız bizimle artık. Ona her baktığımda Rabbimi görüyorum, mucizeye hayran kalıyorum. Rabbim bu mutluluğu herkese tattırsın. Dualarınızı yüreğimde hissettim.
Sizi habersiz bırakmayacağım.

20 Mart 2010 Cumartesi

O KADAR ÇOK ŞEY

O kadar çok şeye kırıldığımı farkettim..
O kadar çok ki
Burda yazamam.
Yüreğim kabuktan ibaret.
Belki de içi kırgınlık, kızgınlık, nefret dolu ama
Bir o kadar da sevgiyi sığdırmayı başarmışım içine.
Bir de kimseden birşey isteyemediğimi.
İstemenin benim için en zor en utanılan olduğunu.
Böyle olunca
İnsanların benim hiç birşeye ihtiyacım olduğunu farketmediklerini.
Çok güçlü olduğumu sandıklarını ve benden pek çok şey beklediklerini de anladım.
Oysaki,
Elimden tutulmasına öyle çok ihtiyacım olduki....
Güya açık sözlüyümdür,
Pöfff, koca bir palavra.....
Kendini kandırmaca.
Ağzımdan çıkanlar, ağzımdan kaçanlar,
Sadece yüreğimdekilerin milyonda biri.
Ve hatta yürektekilerin en yumuşatılmış, değiştirilmiş, manüple edilmiş, indirgenmiş hali,
Eeee tabi onlar kırılmayacak ya, gerginlik olmayacak...
Zavallı yüreğim, ruhum, bedenim.
Onlar ise gerilmiş tel gibi yaşıyor nicedir....
Ne zaman bir sıkıntımı ifade etmeye kalksam,
Bazılarının sıkıntıları kapıda hep hazır beklemekte...
En çok desteğe ve cesarete ihtiyacım olan dönemde
Bana bu destek ve cesareti vermeleri için onlara destek ve cesaret verecek olan yine benim:D
Çok acı......Çok zor.....Çok yorucu.....
Ama onlar hep daha güçlü, daha yorgun, daha.., daha.....
Güya:D
Gülüyorum ama
İçim çok kızgın onlara aslında.
Hayatınızdan çıkarmanız da mümkün değil herkesi, herşeyi...
Anlaşıldı Tanrım.
Kapıyı zorlamayacağım artık.....
Bi başımayım kabullendim.
Bi başımayım derken, seni kırmak istemedim ki,
Sen ve Ben bir başımayım.
Bir de seni ve beni bir bütün görmeyi başarabilirsem zaten,
Kimseciklere ihtiyacım kalmayacak...
Allahım.
Biliyorum her daim yanımdasın.
Beni birdaha kimseciklere muhtaç etme...
Söz veriyorum sana yoruldum demeyeceğim bir daha yemin, söz.
Gücünü bir daha içimden hiç alma neolur....

17 Mart 2010 Çarşamba

SON ZAMAN İTİRAFLARI

Bugün aynada kendime daha doğrusu kocaman karnıma baktım; şaşkınlık içinde. Yooo öyle ayy vücudum ne hale geldi muhabbeti yapacak değilim. Şaşkınlık, korku, anlayamamazlıkla baktım. Bir karnıma bir yüzüme baktım. Bu ben miydim? İşin kötüsü bunun cevabını bilmediğim gibi benin kim olduğunu da bilmiyordum ki artık:D şunun şurasında aylar önce aklıma "yaa şimdi hamile olurmuşum, ne komik olur bu yaşta, o koca karınla gezmek" düşüncesi geldiğinde gülmüştüm:D Buraya kadarı işin şaşkınlık ve anlayamamazlık kısmı. Gelelim korkuya. Ara ara patlak veren, tanımlayamadığım bir korku bu. Adını koyamadım. Belki de karnımın içindeki belirsizlikle ilgili olduğundandır tanımlayamayışım. Korkuyorum, içerde ne var, yeni birinin hayatıma katılmasından, belki de böyle doğumdan sonrada böyle perişan vaziyette kalmaktan.........ama en çok ürperten "hayatıma, hayatımıza yeni birşeyin katılması" Herhalde belli bir yaştan sonra insan yenilikleri heyecandan ziyade korku ile karşılıyor. Bu ben ona nasıl bakarım, düzenimmi bozulacak korkusu değil. Adını koyamadığım bir ürpertiden ibaret. Belki de sadece ve basitçe hamilelik depresyonudur:D. Belki de "birdaha hiçbirşey eskisi gibi olmayacak" korkusudur.
Aylardır yaşadıklarımı, yaşadıklarımızı düşündüm. Çektiklerimi, fiziksel ve ruhsal acılarımı......Delilik bu dedim içimden yoksa cesaret mi demeliyim? Belkide delilikle cesaret arasındaki sınır çok ince, belki de deli olmadan cesaret edilemiyor....En temel fiziksel ihtiyaçlarımı bile karşılayamamak: uyuyamamak, ayakta duramamak, rahat bir oturma pozisyonu bulamamak, rahat yemek yiyememek, su içememek, karnınızın infilak edeceğini düşünecek kadar gerilmek, vs vs......ve dolayısıyla etrafıma verdiğim sıkıntı ve üzüntü......Niye dedim, niye oldu bütün bunlar, gelecek olan bebeğe olan sevgimde herhangi bir eksiklik olmaksızın. Sabrı mı öğrenmeliydim? Eğer öyleyse umarım Tanrım, lütfen öğrenmişimdir. Birkez daha böylesi bir ruhsal ve fiziksel sınava tabi tutulmak istemiyorum.
Tüm bunları düşünürken karnımın içinden sıkı bir tekme yediğimde; artık bütün bunları düşünmenin çok anlamsız ve geç olduğunu anladım.