27 Eylül 2011 Salı

BİR YASTIKTA 40 YIL

Ne olacak benim halim?
İnsanlara katlanamıyorum. Bu durum aylardır devam ediyor. İnsanların konuştuklarının %99 u bana anlamsız ve gereksiz geliyor. Davranış biçimleri ise beni zıvanadan çıkarıyor. Farkındalıktan o denli uzak oluşları daha doğrusu bunun ne olduğunu bile bilmeyişleri, hayatlarının sorumluluğunu üzerine almak yerine devamlı çevresel faktörleri suçlamaları, farklı bir bakış açısı ile bakmaya gösterdikleri direnç, her konuda haklı olduklarına sonsuz inanışları, reaktif yaşam biçimleri, mızıldanıp durmaları, çözümsel yaklaşımı tamamen reddedip problem-üreten durumunda olmaları. Ben tercih edilmiş bir yalnızlık durumundayım, tabi becerebilirsem. Hayatımın sınırlarını net bir şekilde çizmek ve sadece belirlediğim kriterlere uygun insanları çizginin içine dahil etmek istiyorum ama ne mümkün. İlişkilerinizin devamını herzaman kendiniz belirleyemiyorsunuz. İstemediğim ortamlarda bulunduğumda boğulduğumu hissediyorum, inanılmaz bir kaçma duygusu sarıyor bedenimi ve ruhumu. Konuşmaktan, paylaşımda bulunmaktan zevk aldığım insan sayısı bir elin 5 parmağı kadar bile değil. Aslına bakarsanız bu koşullar altında kendimle kalabilmek inanılmaz bir lüks. Ben buna tercih edilmiş, şuurlu yalnızlık diyorum. Artık boğulma aşamasına gelmiş olmamın en büyük avantajı ise nispeten dur, hayır, benim sınırlarımı aşamazsın demeyi öğreniyor olmam. Henüz öğrenme sürecindeyim, çok başarılı bir öğrenci olduğum söylenemez ama artık okuldayım, farkındayım........
Artık biliyorum ki bazı insanlar sadece bahçenize, bazıları verandanıza, bazıları salonunuza girebilir  ama bazıları bahçe kapısının bile dışında kalmalı. Sürekli tartıyorum......artıları ve eksileri bir kefeye koyuyorum, artılar baskın geliyorsa, baskın geldiği ölçüde hayatıma dahil ediyorum. Ama artık kişileri, durumları içselleştirmemeye gayret ediyorum. Önemli bir anahtarım var artık. YANINDA KENDİM GİBİ OLABİLDİĞİM kişilerle birlikte oluyorum.
Umarım kendimi de yeterince tanıyorumdur. Eeeee...dile kolay 40 yılllık beraberlik.



6 yorum:

Müge dedi ki...

BUDUR!!! Ancak bu kadar güzel ifade edilebilir.
Ayrıca kendimi buldum bu yazıda.. 40tan sonra insan seçici olmaya başlıyor.. İlk başlarda ayıp geliyordu ama yok yok gayet yerinde bir tutum.. Yoksa boğulmak işten bile değil..

Nehir İda dedi ki...

Galiba herkes yalnız.Robert Frost'Dünyanın yarısı söyleyecek birşeyi olan ama söyleyemeyen, öteki yarısı da söyleyecek birşeyi olmayan ama durmadan konuşan insanlardan oluşur... '
diyor. Çok da güzel diyor. Benim şuurlu yalnızlığım sadece yazmak ve onları kırparak zaman zaman bir tık yaparak yayınlamak. Yayınlanmayanlarda saklı kalanlarda.

iyi de Gugukum neden ya neden bu haller? Yanıtı bulrsan bana da de nolur.

guguk kuşu dedi ki...

müge, insanlar ve olaylar bana ne istemediğimi göstererk neyi istediğimi bulmam konusunda çok yardım etti:D
Nehirida, bence öyle olması gerektiği için, bir süredir neden sorusunu sormuyorum, çünkü evrenden gelen cevap hep "işte" öyle" ile sınırlı.

öykü dedi ki...

kendını tanımak ne ıstedıgını bılmek denıyor bunun adına.

guguk kuşu dedi ki...

umarım öykü umarım

ozgurtamsen dedi ki...

Aramıza hoşgeldin. Şuurlu ya da şuursuz adına her ne dersek diyelim. Yalnızız!Sevgiler...