6 Şubat 2012 Pazartesi

NİYE SEVİYORSUN

Niye seviyorsun onu?
Şaşkınlıkla "iyi bir insan" dedi.
Düşündüm.
Yani onu "iyi bir insan" olduğu için seviyordu. Bu bana sevgiden ziyade bir alışveriş gibi geldi. Aslında bana neydi ki; herkes halinden memnundu, o iyi bir insandı, diğeri onu seviyordu, dolayısıyla o da iyi bir insandı. Gerekli döngü tamamlanmıştı.İyi de iyi bir insanı sevmek zaten kolaydı ki. O zaman bu sevginin gerçekliğini nasıl teyid edeceğiz? Hay Allah sevginin gerçekliğini teyid etmekte nerden çıktı şimdi? Bu teyid etme takıntısı bende hep var galiba, karşımdakinin dürüst olup olmadığı nedense benim için hayati önem taşıyor. Karşımdakinin sevgisinin doğrulamasını yapmaya çalışarak acaba ben de gerçekten sevgiden uzaklaşıyor olmuyor muyum zaten? Her zamanki gibi konu yine dönüp dolaşıp bana geldi. Kendimi yerden yere vurmak konusunda kimseye fırsat vermeyecek kadar başarılıyım. Ama bu eğilim başkalarına da kızdığımda orantılı olarak iş görebiliyor. Konuya dönersek iyi olanı sevmek ne kadar gerçek; peki iyi olmayanı nasıl seveceğiz ki, adı üstünde kötü. Bu seferde iyi kötü relativitesi gündeme geliyor ki oraya hiç girmeyelim, çıkılmaz dehliz. O zaman bir son vereceksek bu beyin karmaşasına:
Sevginin bir açıklaması olmaz diyelim  ve diyaloğa geri dönelim:
Niye seviyorsun onu?
Bilmem.
Bana göre gerçek sevgi budur.

30 yorum:

Enis Diker dedi ki...

Video güzelmiş, okula başlayan tüm çocuklara başarılar:))

endiseliperi dedi ki...

yabancı bir atasözü (atasözü mü?) var, mealen söylüyorum; "beni, sevgiyi hak etmediğim zaman sev, çünkü ona o zaman ihtiyacım var." çok doğru, çok dokunaklı geliyor bu söz bana. başarabilmek çok zor ama, sevgiyi hak etmeyen birini sevebildiğimiz zaman iyi insan oluyoruz sanırım. ama kimse de bizi iyi insanız diye sevmesin, çok gıcık bir şey dediğin gibi:)

sevgiler.

guguk kuşu dedi ki...

evet enis bey bugün öğrenciler okullarına koşturdu Allah hepsini korusun.
sevgili endişeliperim, belki önce nedensiz sevmek daha sonra rağmen sevmek:D insan karşısındakinin içindeki minik zavallı çocuğu görebildiğinde yaptıkları ne olursa olsun onu sevebiliyor.

KAMİKAZE dedi ki...

Video ve şarkıyı bende çoook sevdim:)İçimdeki çocuğa iyi geldi:)Bende bugün yeni başlayan çocuklarımıza başarılar diliyorum.Amin.Allahım zihin açıklığı versin hepsine.
Gugukkuşum herzmaanki gibi güzel bir konuya değinmişsin.Bak aklıma hangi şarkı geldi."Sevdim seni bir kere" şarkısındaki şu söz geldi aklıma senin "neden seviyorsun?" sorusuna "bilmem" cevabı bence gerçek sevgidir cümlesini okuyunca.Katılıyorum tüm kalbimle.

Sevgi anlaşmak değildir
nedensizde sevilir,
bazen küçük bir an için
ömür bile verilir.

Vladimir dedi ki...

Sevginin nedenini ben de bilemiyorum.

Nehir İda dedi ki...

Ama silkelenip kendine gelmesi gerekenin hayat olduğu konusunda karara varmıştık kuşum!

Deniz Bilgen Çakır dedi ki...

Kuşum kuşum güzel kuşum...
Uzuun yıllar evvel bir yazı okumuş idim. Özetle diyordu ki yazıda;
Her türlü sevgi aslında bir çıkar alışverişidir. Annemizi, babamızı, hatta çocuğumuzu bile sevmemiz çıkar karşılığıdır. Tabi çıkar deyince akla hemen kötü şeyler gelmesin. İnsan niye sever anne babasını mesela. Düşünüyorum eğer çok kötü, alkolik, günde yirmi dört saat beni döven, hatta etimi pazarlamaya çalışan bir babam olsaydı, sırf babam olduğu için sever miydim? Hayır. Ama öyle bir babam yok. Yıllar boyunca bana sevgi ve şefkatle yaklaştı. Hep arkamda oldu. Bak bu da bir çıkar benim açımdan. Aklıma geliverdi işte...

Nehir İda dedi ki...

Bülbülle gül bile yalan olmadı mı:) Keşke masallardaki haliyle kalsaydı onların aşkı da. Yok ama gülün dalları arasındakileri yediğini duyunca bülbül gözümden düştü:)

guguk kuşu dedi ki...

vladimir, bence zaten gerçek sevginin ardında nesnel hiç birşey yoktur.
nehirida, silkelenmiyor, kendine gelmiyor ki kardeşim. yav ben bilmiyorum ne halt etmiş bu bülbül.
kediş, bu karmaşık bir konu işte.

Nehir İda dedi ki...

Çok eski bir bilgi orta okul yıllardından doğrulayıp aktarsa mıydım:))
Gül yaprakları arasındaki bir böceği yemek içinmiş herşey:)

özii dedi ki...

"Birini sevmek için nedenlerin yoksa , onu gerçekten seviyorsundur demektir " bu sözü çok severim . Okuduğum bir kitapta vardı. (Başucumda Müzik)

guguk kuşu dedi ki...

özii, işin içine neden girdiyse, büyü bozulur.

Defter-i KebiR dedi ki...

sabah sabah sevgi dolu yazını ikinci kez okudum. sonra baktım yorumlar da bırakılmış hepsini tek tek ilgiyle okudum ve yüzümde bir gülümseme belirdi. sayenizde sevgi dolu bir pazartesi sabahım oldu =D bi de Enis bey ve Guguk kuşu'ndan iki ifade çok hoşuma gitti altını çizmeden gitmeyeceğim:

"beni, sevgiyi hak etmediğim zaman sev, çünkü ona o zaman ihtiyacım var."

"insan karşısındakinin içindeki minik zavallı çocuğu görebildiğinde yaptıkları ne olursa olsun onu sevebiliyor."

ikisi de o kadar doğru geldi ki kulağıma, okuyunca kendime dair gerçeklere daha da yaklaştım sanki. neden sevdiklerime gerçekten kızamadığımı, neden sevginin içimi huzurla doldurduğunu... sevmek en ilahi duygu, en tek'e ait olan sanki...

guguk kuşu dedi ki...

aslında farklı kelimeler kullanarak enis beyle aynı şeyi söylediğimizi farkettim sayende. senin sevdiklerine kızamamanın nedeni onların içindeki çocuğu görmen değil, onların içindeki çocuğu görmen sevmene neden olan. zaten sevgi işin içine girdi mi ne kızgınlık, ne nefret, ne de küskünlük kalmıyor

Enis Diker dedi ki...

Galiba insan olarak hep sevilmeyi istiyoruz. Değer verilmek, onaylanmak... Oysa sevebilmek, sevilmekten daha mümkün gibi. Bir ayrı dünya bakış, idman meselesi, doğayı, ağacı, insanı sevebilmek hesap kitapı, sebebi ortadan kaldırmak,kazık yemeyi, sevilmemeyi, kenardan geçmeyi göze alıp, umursamadan:)

Güzel yorum için teşekkürler:))

guguk kuşu dedi ki...

Sevgili Enis bey, eski yazıların okunmasını çok seviyorum öncelikle. Dönüp eski yazılarımı okuyanların beni sanki daha iyi anladığını düşünüyorum.
beni sevgiyi haketmediğim zaman sev demiş. sevgi hak edilmezki zaten. sen ne kadar da haklısın sevebilmek sevilmekten daha mümkün. biri beni kızdırdığında, kırdığında kabalşatığında o an objektifçe bakabilirsem içinde yaramaz ama zavallı sevilmek isteyen bir çocuk görüyorum hep. birgün eşim bana bağırıyordu resmen tepinerek. normalde vereceğim tepki sabittir ama birden görüntü değişti aslında bağırmıyordu yalvarıyordu sanki: beni anla.
sevgili enis bey, bilgisayar başında olmanıza çok sevindim. güzel bir sabah sohbetine ihtiyacım vardı. almanyadan sevgili defteri kebir, konyadan ben ve siz...sevgiyle

Defter-i KebiR dedi ki...

sizin bu yorumlarinizi facebook'a tasimistim sabahin o erken saati ve eklemistim: insanlar birbirlerini en çok başarılıyken seviyor artık diye ve dünyadaki insan sayısı kadar sevgi çeşiti var dedim en sonunda da.

bizim gibi sevmeye de sevilmeye de ayrı ayrı değer veren insanların yanında bunlardan birine daha fazla önem verenler ve ona bağımlı olmayı seçenler var. ya da sevgilerini bir ödül gibi veya yeri geldiğinde sevgiden yoksun bırakarak ceza da vermek üzere karşındakine sunanlar da.

hala aklımı kurcalayan bir tartışma vardır mesela, bundan tam bir sene önce yaşamış olduğum. beni bu kadar sevme dedi çok sevdiğim bir dostum. ben buna ilk aylarda çok kırıldım. o ise küstüğümü sandı. ama sonradan aslında bu sevgiye birgün layık olmazsa ya da onu kaybederseden korktuğunu anladım ve beni benim kadar sevmezseden.

insanlar duru sevgiyi tanımıyorlar bazen. onun hakedilen birşey olduğunu düşünüyorlar. ama sanırım bunu bize aşılayan da en çok günümüzdeki değer yargıları...

sevgi üzerine konuşmak kadar günü aydın kılan birşey de yokmuş =D hepiniye sevgi dolu bir günaydın dilerim! gününüz sevgi dolu geçsin güzel insanlar :D

guguk kuşu dedi ki...

sen gugün daha ha bir tatlısın galiba:D
evet etrafımda sevgiyi elinde bir koz gibi kullananlar var ve buna sevgi diyenler. istediği gibi davranırsan seni yere göğe koyamayanlar, istemediği gibi davranırsan ödülünü çekip alıveren. bunu anlayıp, sobelediğinde, tavrını koyarsan da "sen beni sevmiyorsun " diye ikiyüzlülükle cevap verenler....

Enis Diker dedi ki...

Sevgili Defteri Kebir dostunuzun söylediğinin bir çok nedeni olabilir. Bu söz bana şu hikayeyi hatırlattı: Zamanın birinde bir yerden padişaha çok değerli bir ve büyük bir elmas gelir. O da bunu kullansınlar diye kuyumcubaşına verir. Kuryumcu başı elması bir taçta kullanmayı tasarlar. Fakat elmas ham haldedir, kesilip düzeltilmesi gereklidir. Elmasın değerini bilen kuyumcubaşı yapmaya çekinir, kurumcuya verir. Kuyumcubaşının kesmediğini gören kuyumcu daha çok korkar, yanlış bir şey yapar da elması mundar ederim diye, ustasına verir. Butün bunları gören usta elini sürmez kalfaya verir. Kalfada çırağa uzatır. Çırak alır sağından solundan kesip uzatır kalfaya.

Dostunuz size değer verdiğinden ve sizi kaybetmekten korktuğundan böyle demiştir muhtemelen:))

guguk kuşu dedi ki...

sevgili enis bey, bence sevgi içinde korkuyu barındırmaz, o kızsa da, terkedecek olsa da, sen onu kırabilecek olsan da sevmektir sevgi....böylelikle dostluğunun sağlamasını yaparsın.

Enis Diker dedi ki...

"bence sevgi içinde korkuyu barındırmaz" haklısınız, size katılıyorum. Belki buna şunu eklemek mümkün olur: Her davranışımızın doğruluğndan emin olamıyoruz. Doğru zannetiğimiz şey yanlış çıkabiliyor. Ya da doğru yanlış bir şeylere yol açıp zarar veriyor. Burda bahsettiğimi karşı tarafı koruma derdi ile titizlenmek. Bir de alışkanlıklar var. Dostu yanında görme, sohbetine alışma var.

Defter-i KebiR dedi ki...

Enis Bey hikayeniz çok hoşuma gitti ve bir o kadar da düşündürdü beni. İnsan ilişkileri çok hassas dengelere bağlı ve bahsettiğiniz kıymet bilsek de onu kırmaktan, incitmekten korktuğumuzdan acemi ellere teslim etmemiz bazen kaçınılmaz sonuç olabiliyor...

Dostumun neden böyle bir söylem içine girdiğini ise gerçekten hala anlayamadım. Ama dediğiniz gibi olması kuvvetle muhtemel. Sanırım nedenlere kafa yormaktansa yerini sabitlemek ve sevmeye devam etmek en güzeli.

Hem Kuşum, sevmek en büyük teslimiyet değil mi? Ve bu teslimiyet içinde güveni, tüm riskleri göze almayı ve tüm sağlamaları kapsamıyor mu =D

guguk kuşu dedi ki...

sevgili enis bey, daha dün zihnimden geçenlere ayna tutuyorsunuz sanki:D
bir zamanlar 3 kişiydik. yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi. beraber ağlar, beraber gülerdik. ama içimizden biri kendini doşlanmış hissetti. çünkü biz aynı sitede oturduğumuz için daha çok görüşüyorduk (oysa onu da o siteden ev almak için çok zorlamıştık, o daha pahalıya başka biryerden almıştı), beraber spora gidiyorduk ve acaip kilo vermiştik....bunlar onun içindeki o yaramaz çocuğu harekete geçirdi:D bize karşı tavırlıydı. ben hep açık bir insan oldum. ona da neyin var, sana karşı bir hata mı yaptım, küstürdüm mü seni diye çok sordum. her seferinde yoo, yok öyle birşey dedi ama arkamızdan bir başkasına yakındığını duyduk....bu da benim en affetmeyeceğim şeydi ve birgün odasına gidip arkadaşlığımızı onu da kırararak bitirdim.....yıllardır konuşmuyoruz. şimdi kim haklı kim haksız? ben mi o mu? oysa içindeki çocuğu görebilseydim, yanına gider canım biliyorum en azından hissediyorum şöyle şöyle hissediyorsun ama bence bu konuda hassas davranıyorsun seni çok seviyoruz diyebilirdim. (şimdi ağlayabilirim). bu ayrılığın sonrasında arkamdan çok ağır şeyler söyledi, ben sustum (eşim kalp krizi geçirdi, geçmiş olsun demedi ve allah belalarını verdi işte dedi ve tüm bunlar içindeki çocuğun göstergesiydi yine) ÇÜNKÜ ÇOK İNCİMİŞTİ YÜREĞİ, doğru aksiyon kolay değildir çoğu zaman egomuz yani belki içimizdeki gelişmemiş adamcık REAKSİYON verir ve bunun sonucu hiç bir zaman iyi olmaz her iki kişi için de. savaşın kazananı olur mu, iki tarafta kayıplar vermiştir, sevdiklerini kaybetmiştir, binalar yıkılmıştır....

guguk kuşu dedi ki...

o kadar haklı hissetmiştim ki kendimi, iki yüzlülük yapmıştı çünkü.
haklı olmak, karşındaki kişi kim olursa olsun yüreğini incitme hakkını vermez sana dedim dün kendime sevgili enis bey. sizde buna ayna oldunuz defter-i kebirle. öğlen bir hediye alacağım eski arkadaşım profösör oldu, kapısına gideceğim, kutlarım arkadaşım diyeceğim. bu da bugüne kısmet olsun.

Enis Diker dedi ki...

Ne güzel, gösterdiğiniz bu olgunluğa eminiz arkadaşız da çok sevinecektir

Defter-i KebiR dedi ki...

olsun be Guguk Kuşum, sen git o gelmese de. sen yerini belli et, yüreğini açık tut yeter. egolarımız, gururumuz, takıntılarımız... dengemizi kaybettiriyor bazen. fakat her şeye rağmen içimizde kalan sevgiyse ona uygun hareket etmek boynumuzun borcu gibi geliyor bana. ben de dedim ki dostuma, ne kaldıysa içimizde ordan devam edelim, beklentilere girmeden, birbirimize değer verdiğimizi bilerek...

iyi yürekli kuşum beniiiim!!!

guguk kuşu dedi ki...

evet, yaptığı kötümüydü, kötüydü. peki benim yaptığım?
seviyoruz demiştik oysa...hepimizin içinde kontrolü kaybettiğimizde tüm dünyayı katledebilecek bir canavar var. bu bizi kötü insan kılmıyor. sadece yularını iyi tutmak lazım:D

guguk kuşu dedi ki...

hiç bir beklentim yok evet...belki kovar beni, belki kucaklar, belki soğuk bir kibarlıkla karşılar. benim niyetim ne geçmişi telafi etmek, ne özür dilemek, ne ona ne iyi insan olduğumu göstermek..

Defter-i KebiR dedi ki...

ben dünkü yazini bugün okudum, üc kisiden bir kisi, yani sen kaldigina göre, dünkü görüsmenin bekledigin gibi soguk ve mesafeli gectigini anladim. iyi misin? hem bu güven ne ki? ben yillardir kimseye güvenmeden yasadim gittim. bu son yillarda tam yelkenlerimi suya indiriyordum kiii, o da ne, insan hakikaten sadece kendine güvenmeli, ki en azindan kendimizi daha az sasirtiyoruz =D bu umutsuz bir söylem degil, sadece birazcik korumaci bir tavir ;.)

günaydin güzel kuşuuum!!!

guguk kuşu dedi ki...

yo yoo henüz gitmedim, bu üç kişiden biri olmak da ayrı bir kazık bana, yada daha doğrusu benim başka bir aptallığımdı, geçti gitti hem de bana çook şey kataraktan:D