10 Mayıs 2009 Pazar


Canım Annem.....
Bizim için bunca yıl hiç usanmadan çalıştın.Hem bizimle ilgilendin,hem evle ilgilendin hem babamla ilgilendin hem de kendi işlerinle,derslerinle ilgilendin.Kısacası evin tüm yükünü sen üstlendin.Derslerimizle igilendin,sırdaşımız oldun,sorunlarımızda hep yardımcı oldun bizim için hem anne,hem de arkadaş oldun.Ama en önemlisi bizim için çok çok çok... iyi bir ANNE oldun.Bunun için çok şanslıyız.Hep yanımızdaydın ve bize hiçbir zaman kızmadın.Sana ANNE diyebildiğimiz için çok şanşlıyız.Eğer başka birinin annesi olsaydın çok kıskanırdık.Ama iyi ki bizim ANNEMİZSİN.Sen can verdin bize.Sen olmasaydın,bizi karnında 9 ay usanmadan taşımasaydın biz de olmazdık.Bunun için sana çok şey borçluyuz.Bence senin içine MELEK kaçmış CANIM ANNEM.O kadar iyi kalplisin ki ....Hep böyle kal CANIM ANNEM.Aslında biz sana bu sürprize sen uyurken yapmayı planlamıştık ama beceremedik,sadece başlığı oluşturabilmişiz.Sonra sen fark ettin ve şimdi devamını yazıyoruz.CANIM ANNEM seni hiçbir şeye değişmeyiz.Seni dünyalar kadar,gezegenler kadar,galaksiler kadar çok çok çok çok.. seviyoru.Senden ayrı kalmak istemiyoruz.Hep yanımızda ol olur mu??Sen ANNElik görevini layıkıyla yapıyorsun.İçin rahat olsun.CANIM ANNEMMM...
YÜZÜNDEKİ GÜLÜCÜK EKSİK OLMASIN....
ANNELER GÜNÜN KUTLU OLSUNNNN........
BAYAN MELEK...............
Bu da bizden sana bir şiir:
Beni kundaklara sardın
Geceni gündüzünü bana verdin
Ah ne atlı ninniler söyledin
Nasıl öderim hakkını anne???
Yürümeyi sen öğrettin
Düştümse elimden tuttun
Beni sıcak göğsünde uyuttun
Nasıl öderim hakkını anne???
Saçımda kurdele,koltuğumda kitabım
Güneşli bir sabaha yürüdüm adım adım
Sevincin en hasını okul yolunda tattım
Nasıl öderim hakkını anne???
Ağlayınca göz yaşımı silenim
Her sabah baş ucuma gelenim
Bütün derlerime deva bulanım
Nasıl öderim hakkını anne???
Adın dilimde sanki bir ayet
Annedir.Sözlerin en güzeli elbet
TANRIM:bütün anneleri gözet
Nasıl öderim hakkını anne???
SİNEM,İREM

8 Mayıs 2009 Cuma

ANNEME METHİYE


Yine geldi malum gün
Mayısın ikinci pazarı hani.
Çocukluktan bu yana
İşkenceyle beklediğim o gün işte.
Annene ne alıcaksın??????
Ardı arkası kesilmeyen sorular
Aynı türk filmi tadındaki cevaplar
Aynı acımsak suratlar,
Aynı bıkkınlık.
Daha çok küçüktüm Anne,
Hatta küçücüktüm
Baabannemim şefkatli kolları arasında resmim
Daha 4 aylıkmışım
Dedem öyle yazmış resmin arkasına
Sen nerdeydin Anne?
Beni kucağına aldığın,
Diğer anneler gibi imrenerek bana baktığın bir resmimiz neden yok
Birlikteliğimizin tek kanıt resmi
Bana hamile olduğun zamanın resmi
Hep sen yoktun,
O resimde de ben yokum Anne
Beni babama bırakırken,
Şu biberonunu çok sever,
Geceleri ninni söyle kızıma dedin mi?
O daha küçücük bir bebek dedin mi,
Benden ayrılmak yüreğini yaktı mı Anne;
Ben şimdi küllerimi savuruyorum gökyüzüne,
Biliyormusun ben anneler nasıl kokar bilmem
Çocuklar düşünce nasıl telaşlanır onu da bilmem
Anneler nasıl kızar hiç bilmem, senin annen sana kızarmıydı anne?
Su çiçeği olduğumda sabaha kadar sırtımı kaşıdı babaannem
İçin rahatmıydı senin,
Beni emin ellere bırakmıştın nasıl olsa dimi anne?
Babamla ayı yogi ve boboculuk oynardım
Senin bildiğin bi oyun var mı anne?
Gözlerin ne renkti peki
Bileziklerin varmıydı kollarında şıkırdayan
Şimdi iki kızım var biliyormusun
Hala bana anne diye seslendiklerinde
İçim ürperiyor
Anne, ne uzak bir kelime
Nasıl bir sevgi anlamaya çalışıyorum
Ama olmuyor anne,
Çünkü bu sefer de ben anneyim, onlar çocuk
Onlarla öğrenmeye çalışıyorum
Olmuyor anne,
Yüreğimin içindeki,
Taaa derinlerde kalan küçük bene ulaşamıyorum
Kırılmasın incenmesin diye onu öylesine sarıp sarmalamışım
Öyle derin kuytulara atmışım ki
Sesini duyamıyorum,
Hiç üzülmedim anne hiiiççç
Ben üzülürsem babannem halam üzülür çünkü
Ben hiç özlemedim seni
Balkonlarda falan da beklemedim
Biliyormusun sana çok benziyormuşum
Bende senin gibi cesurmuyum anne?
Küçücük bebeklerimi bırakıp gidebilirmiyim?
Doktorum diyorki
Geçmişimdeki herkesi affetmeliymişim
Gülüyorum,,,,
ben kimseye kırgın değilim ki
Doktorum şimdiki aklınla kırgın değilsin diyor,
Doktor benden iyi bilir mi anne?
Anne ?????
Kulağıma hala tanınmadık bir lisan gibi geliyor bu kelime
Doğum tarihini bilmiyorum
Tıpkı mezarını bilmediğim gibi
Bilsem noolurki
İçine koyabileceğim bir yüzün,
Anılarım yokki,
Biliyomusun anne,
Beni bıraktığında çok küçüktüm,
Daha çok küçüktüm
Bıraktığın kucak çok emindi anne
O yüzden mi o kadar kolay gittin
Şimdi küçücük değilim,
Çok büyüdüm, artık o emin kollarda yok, babamda, dedemde
Bak ben koca adam oldum
Ama
Biliyomusun anne,
O derinlerdeki, sarıp sarmalayıp kaldırdığım yüreğim
Daha bir inceden acıyor bu gün
Biliyorsan söyle
Bu yüreğin acısı geçer mi anne?
Rahat uyu anne,
Ben büyüdüm,
Çoook güçlü oldum,
Ağlamadım hiç
Hatta öldüğünü duyduğumda bile
Aferin dimi bana anne
Senin kadar cesurmuyum ben de ANNE
İşte bu çiçekler senin için
Ama artık gelme anne,
Büyüdüm ben,
Bıraktığın kollar sıcacıktı, hiç üşümedim
Sadece seni biraz merak ettim
Artık o da geçti anne......................................

7 Mayıs 2009 Perşembe

SON TAHLİLDE


İçimden geldi, yüreğimi, ruhumu, zihnimi iyi olan şeylere açıyorum. Ruhumuzun naifliğine uygun materyallere açıyorum. Hani bahar çiçekleri gibi, yavru kedinin patileri gibi şeyler.............Artık anladımki, şunu yapmamalıyım dedim mi, kısa süre içinde alasını yapıyorum:). Birkaç gündür bu mekanizmanın peşindeki bir dedektif gibiyim. Canım Düşümün de dediği gibi, içimdeki bencikleri red etmeden, görmeliyim, onların da benim parçam olduğunu anlamalıyım. Ama efendiyi doğru seçmeliyim. Dolayısıyla, ben, yapmamalıyım dediğim an, onları dışlıyorum. Ama onlar var; ben dışladığımda, kendilerinin varlığını kanıtlarcasına, görevlerini daha bir belirgin şekilde yapıyorlar. Ben de ağzımın payını almış olarak, vicdan azabı yanımda kar, oturup kalıyorum. :(
Pupa yelken, iyilikler, güzellikler diyarına giderken, gitmeye karar vermişken, bizim yaramaz tayfaları göz ardı etmeyeceğiz anlaşılan. Son tahlilde, onlar da benim yavrucuklarım:). Ben yüreğimi açtım güzelliklere. Güzellikler doldukça, bizimkiler eskisi kadar faal olamayacaklardır belki de. Ama biline ki efendi: GERÇEK, ÖZ, HAS BEN yani O. Neymiişşşşşş, bencikler kakalanmayackmışşşşş, dikkatle izlenecekmişşşşş, yarmazlık yapmaya başladıklarında şşşşt denip, kulakları çekilecekmişşşşşşşş. Bu benciklerin diyetine dikkat edilecekmişşşş. Nefret, kıskançlık, mızırdanma, tembellik diyetlerinden hemen çıkarılacakmışşşşşş.
(Siz eve gidince görürsünüz. Ben şimdi milletin yanında dişlerimi sıkıyorum. Evde canınıza okuycam. sus sus bakim, aaa hala konuşuyo. Eve gidiyim hepinizin ağzını caarrrtttt diye yırtmazmıyım:):):))))).

6 Mayıs 2009 Çarşamba

MUTLUYUM



  • 14 yaşındaki kızım bana nescafe hazırladığı için

  • 12 yaşındaki kızım yumuşacık elleri ile beni severek uyuttuğu için

  • Bana kırılan eşim beni affettiği için

  • Pamuk kalplim beni gönlüyle dinlediği için

  • İş yerimde huzurlu olduğum için

  • Yarın fadimoşa kıyafet alacağımız için

  • Ahmet bey araba aldığı için

  • Junior Ahmet bey ev aldığı için

  • Elif Hilal bu kadar iyi kalpli olduğu için

  • Esra bana sarma, patetes salatası, haşhaşlı çörek ikram ettiği için

  • Füsun Hanım güzel bir kırışık kremi bulduğu için

  • Hüseyin daha az bankodan ayrıldığı için

  • Tuvaleti tarif ettiğim genç bana iltifat ettiği için

  • Enver bey herzaman güleryüzlü olduğu için

  • Öğrenciler beni üzmediği için

  • Menekşelerim açtığı için

  • Bahçeye ektiğimiz çiçekler çıkmaya başladığı için

  • Can geceleri benle uyuduğu için

  • Aşkı okuyup bitirdiğim için

  • Tanrım beni sevdiği için

mutluyum

5 Mayıs 2009 Salı

KISSADAN HİSSELER KUMPANYASI



Uzun süredir dinlediği bir melodiyi dinliyordu. Şaşırdı, aynı anda iki farklı melodiyi mi dinliyordu? Melodinin akıp giden tek düzeliğinde farklı dımbırtılar fardı. Kontrol etti başka bir melodi açık değildi. Dinlemeye devam etti. Akıp giden tekdüzeliğin içinde, gizlenen, gizlenmiş gibi görünen yeni dımbırtılar hoşuna gitti. Şimdiye kadar duymamıştı bunları. Ne güzel bir tezat olmuştu. Nescafe ile krema gibi:) İkisi de birbirlerine çok zıtlardı ama bu zıtlıkları birbirinin güçlü yanlarını daha bir belirginleştiriyordu. Tıpkı Şems ile Rumi gibi:) Sonra anladı ki o zaten hep böyle melodileri beğeniyordu, tek düze akan nehir üzerindeki küçük sıçramaların olduğu şarkılar.....Bi an üzüldü....Acaba böyle kaç şeyi kaçırmıştı hayat yolunda: Durdu, yine düşündü....düşünmesi uzun zaman almadı ve üzülmekten vazgeçti. üzülerek şu anın tadını kaçırmayacak kadar akıllanmıştı. Gurur duydu kendisi ile, aynı çukura düşmemiş, bu sefer çukuru görmüş yanından dolanmıştı. Belki de artık yeni bir kıyıya ulaşmıştı. Biraz da bu kıyıda yürüyecekti.

4 Mayıs 2009 Pazartesi

GÖLGE OYUNU


Öğrendim ki, gölgeler ikiye ayrılırmış. Gerçek gölgeler ve hayali gölgeler. Gölgenin de gerçeği olur muymuş? olurmuş. Gölge zaten kendisi gerçeğin hayaleti değilmiymiş? değilmiş. Hatta gölge, gerçeği kendisinin gölgesi sanırmış. Gölgelerin bile dürüst olanı bi de olmayanı varmış. Gerçek gölgeler "gerçeklik menzilinde" meydana gelirmiş de, hayalet gölgeler bu menzilden pek bi uzaktaymış. Bu hayalet gölgelere neden olan yapıların gölgeleri, gerçekte olanından daha yukarıda görünürmüş. Tıpkı kaf dağı masalları gibi. :) Ne garip değil mi? kendisi bile gerçek olmayan gölgelerin bile bi dürüst olanı bi de olmayanı varmış. Zor bu gölgelerin işi:). İnsanları gölgelerine bakıp tanıyabilirmiyiz, gölgesi kendisinden yukardaysa, yaklaşmamalımıyız?. Gölgesi bile böylesine yalanken, kendisi nasıldır acaba?? Valla, ben de gölgelerin yalancısıyım:)
(Laf aramızda, radyoloji çalışmak baya işime yaradı:)

1 Mayıs 2009 Cuma

NİYE BENİM AKLIM HEP KARIŞIK????????


Hep merak ettim: kader nedir? belirli bir kaderim varsa, bu çaba niye? ama aynı zamanda, bizlerin bir iradesi olduğu ve hayatımızı değiştirebileceğimiz söylenir. Hani kader belliydi? Her seferinde aklım daha bir karışır gider. Azcık bizim elimizde, azcık değil mi? noktasına gelirim daha sonra. Peki bu azıcıklar ne kadardır? Bilmek istiyorum ne kadarı benim elimde, ona göre çabalayayım bu ahir ömrümde. Nafile çabalarla yormayayım bedenimi ve ruhumu. Bugün düşündüm şöyle bir. Bir geminin içindeysek ve gemi biryerlere gidiyorsa, en fazla geminin neresinde duracağımıza karar veririz, denizi izleyecekmiyiz, yoksa güvertede mi kalacağız. Seçebileceğimiz bu kadarı dedim içimden. Sanki bakış açımızı ayarlamak gibi yani. Denizi geminin ya önünden, ya yanından seyredebiliriz. Bu süre içinde dost edinebiliriz, yalnız kalabilriz, belki gemiden atlayabiliriz. İşte bu kadar gücümüzün yettikleri. Ohh be dedim eğer öyleyse iyi fazla işim yokmuş bu dünyada. Ama sonra aklıma geldi, yav bu gemiye ben kendi irademle mi bindim, peki tek bi gemi mi var? yoksa herkesin gemisi ayrı ayrı mı?


Al sana yeni çelişkiler, yeni sorular. tam da aydınlanacaktım, hay Allah. Bi 38 yılıda bunları düşünerek geçiririm artık. Zaten ondan sonra bunları anlamış olmamın da pek bi anlamı kalmaz. Niye benim aklım hep karışık?