11 Ocak 2012 Çarşamba

HAYATA FAZLA GELEN KADIN

"Hayata fazla gelen kadın" demiş bana. Yeni bir yıla girerken bakışlarımı başka bir yöne çevirdi bu cümle. 40 yılın sonunda artık bu hayatı yönetme adına kendimi başarısız bulur oldum. Etrafıma şöyle bir bakıyorum da öyle zengin falan değilim, kariyerim oldukça yavaş ilerliyor, bir sürü arkadaşım falan da yok, hatta etrafımda bana kinle dolu bir sürü kişi olduğundan şüpheleniyorum, taşı gediğine koyamıyorum vs vs vs vs.....Şöyle bir bakınca hayat bana ağır geliyor diye düşünülebilir, ki düşünmedim değil. Kendimi hep hayatı bir camekanın arkasından izler gibi izledim sanki çok bi dahil olamadım içine. Çünkü orada bana ait bir yer bulamadım aslında. Bunu da yine kendi beceriksizliğimle ilişkilendirdim. Ne bir siyasi görüşüm var, ki hiç bir zaman net bir tarafım olmayacak, ne dahil olduğum bir grup, ne de fanatikçe savunacağım ideallerim, ağacın altında keyifle kitap okumaktan başkaca bir hayalimde yok zaten. Ben, hepi topu, kendi küçücük cumhuriyetimde sıkışmış kalmış bir guguk kuşuyum. Bu cumhuriyeti büyütmeye niyetim de yok çünkü savaşlardan hoşlanmam. Bütün bunları yazınca mutsuz, umutsuz biri sanmayın beni. Zaten ben böyle mutluyum. Ben dekanın odasına gidip sohbet etmekten hoşlanmam, bizim bölümün müstahtemi ile "akşam ne yiyeceğiz" sohbeti keyif verir bana. 
Anladım ki normal normlar dışında bir hayat anlayışım var ki genel tarafından kabul görmeyen bir hayat biçimi bu. Kimileri bunu aptallık, kimileri beceriksizlik, kimileri yeteneksizlik olarak tanımlayabilir; onlarla da savaşmayacağım, bu yaklaşımımın doğru olduğunu anlatmak için hiç uğraşmayacağım. Belki de haklılar, işin kötü tarafı haklı oduklarını düşünmek bile beni farklı davranmaya yönlendirmiyor.
Biri bana dışarıdan bakıyor ve hiç bir çıkarımız yok birbirimizden maddi ve manevi. Ve bana "hayata fazla gelen kadın" diyor. Ulan ben yetersizliğin hep bende olduğunu düşünüyorken, aslında hayat benimle baş edemiyor belki de. Net sonuca bakarsan bu iyi bir durum değil ama bu bakış açısıyla düşünmesi ve kendisine gelmesi gereken hayat. He he, HAYAT SİLKİN VE KENDİNE GEL ARTIK.BENİMLE YAŞAMAYI ÖĞRENMELİSİN. AYIP, BAK KAÇ YAŞINA GELDİN. BEN SENİN YANINDA SADECE 40 YAŞINDA MİNİ MİNNACIK BİR GUGUĞUM. GÜCÜN BANA MI YETİYOR.

14 yorum:

özii dedi ki...

Belkide böylesi iyi ama kime göre iyi kime göre kötü bilinmez...

ben de kendimi pek çok olayın dışında ,kendimi dahil edemeden gözlemleyenlerdenim.Değişik geliyor bu da herkese. Sonrada kestirip atıyorum "ben uzaylıyım" bana ters böyle şeyler diye...
olamıyorum herkesle aynı dünyadan...

Nehir İda dedi ki...

Bence öyle kendine gelmesi gereken hayat. Yere yatıp bir duvara baktın mı hiç? Garip durur eğri gibi, tepesinden bak yine eğri gibi ama karşısından bakınca gayet normal.
İşte seneğilip yerden bakıyorsun ya çok çok seviyorum ben bunu.
Sahi akşama ne yiyeceğiz? Bunun kadar hakiki gerçek var mı ya? Felsefe yapacaksan da, hayatı sorgulayacaksan da bunalacaksan da sevineceksen de ne yiyeceğiz akşam?
Seviyom seni kuşummmm. 'Hayata fazla gelen' kadınım.

ozgurtamsen dedi ki...

Dün gece şimdi yazacağım satırları okumuş hatta altını çizmiş olmamın sebebi çok sık hissettiğim yalnızlığımı, sebebini, güzel anlatıyor olduğuna inanmamım yanında sana yazacak olmammış Guguk Kuşu;
'' Hayat kalitem artarken, çevremde ki kuru kalabalık azalıyor. Duygularımı takip ettikçe, kendimi anlatmaktan vazgeçiyorum. Kendimle barıştıkça etrafımdakilerin sayısı azalıyor. Yalnızlığından korkmamanın, kendi gölgemden kaçmamanın ne demek olduğunu anlıyorum. Yaralarımı sarıp kendimi kucaklayabildiğimde kavgam diniyor. Ve yalnızlık ölüm kadar gerçek...İkisinden de kaçamazsın, ikisini de yok sayamazsın.''
Sevgiyle kal...

guguk kuşu dedi ki...

ah be özii, sorunun özü bu zaten hiç bir zaman bişeye bakıp hımmm bu kötü ya da aksine bu iyi diyemedim. bunu kararsızlığım ve tutarsızlığım olarak düşünmüyorum, bir durumu pekçok yönü ile görebilmem, evrende olayların nasıl kompleks işlediğini bilmemden kaynaklandığına inanıyorum. artık alçakgönüllü olmayacağım ama ukalalık da yapmayacağım.
ahh be kuzum, senin cümlelerin bana iyi geliyor bu yukarıdan ve aşağıdan bakma örneğin harika. ben eğile eğile semer omuşumda üstüme binenin haddi hesabı yok:D evet alçakgönüllülük erdemdir ama sınırını bilmek lazım babaannem kızım fazla alçakgönüllü olma gerçek sanırlar derdi. haklıymış. ben bilie kendi değerimi bilemez olmuşum sağol yumuşak kuzu sen bana bir cümle ile değerimi gösterdin sağol.
özgürcüm, geçenlerde biryerlerde okumuştum, yalnızların artık hiçbir korkusu yoktur diye. çok doğru bir söz.

Brajeshwari dedi ki...

:) iyiydi...

guguk kuşu dedi ki...

seni burda görmek de:D

Vladimir dedi ki...

Hayatının akışını dekan müdür genel müdür odalarında kulis yaparak kazanan insanları anlayamıyorum onalrın değer yargıları bana sahte ve kötücül geliyor. LAfları artık ağır gelmiyor. Ama varlıklarını, aynı ortamdaki havayı solumayı rahammül etmeyi zor buluyorum, samimiyetsizlikleri bana buşlaşackmış gibi geliyor.

Bildiğinzi cumhuriyette yaşayın lütfen, böylesi daha güzel.

guguk kuşu dedi ki...

insanların mevki, para ve bu mevki ve paranın getirdiği üstünlük, yönetme, durumu lehine kullanma, kednini tatmin etme hissini istemelerini anlayabiliyorum vladimir:D
ancak ne yazıkki benim böyle isteklerim yok o yüzden kulis falan yapamam be kesinlikle çok haklısın bu kulislerin hepsinin kötücül ve sahte olduğunu gördüm. midem bulanıyor o ortamlarda ve eminim beni aşağılıyorlardır da: ama en güzel yanı bu hiç mi hiç umrumda değil çünkü onlara bir değer vermiyorum.
TANRI CUMHURİYETİMİ KORUSUN. AMİNNN

Ebruli Kedi dedi ki...

Başkalarına bakarak kerteriz almamak, yaşam akışını kendi değerlerine göre belirlemek en büyük içsel özgürlük değil mi? Bunun işe yaramadığını, yetersiz kaldığını düşünmene sebep olan nedir? "Belki de haklıdırlar" dediğin noktada, değerlerinin işe yaramadığını, yetersiz kaldığını düşündüğün noktada cızırtı yapan iç ses kimin / ya da ne? Neyi / kimi ölçüt alarak bu karşılaştırmayı yapabiliyor. O parlak gözlü, tutuncu gagalı sevimli şey değil herhalde bunu yapan... ;-))
Sevgiyle kal.

guguk kuşu dedi ki...

sevgili ebruli kedi, o kadar azınlığım o kadar azınlığım ki bana azınlık bile demek komik kalıyor nerdeyse "tek"inlik falan gibi benim durumum...arada bir yav tüm arabalar üzerime üzerime geldiğine göre ters yolda olabilir miyim durumu benimki:D ama hala mutlu olduğuma göre sorun yok işte ben o turuncu gagalı patlak gözlü kuşum:D

endiseliperi dedi ki...

"normal" birine sorarsan, benim bütün kararlarım yanlış. eh, bu da yalnızlaştırıcı bir şey. aldırmıyorum. çünkü insanın kendine sadakatinden daha önemli bir şeye inanmıyorum. dünyanın kendine sadakatle kavranabileceğini ve oradan bakışın yapmacıksız bir gerçekliği olduğunu düşünüyorum. her şeyin bedeli var. bunun da. pazarlık yapan insanlardan hoşlanmıyorum. kendini, başkalarını kandıran, anlamazlıktan gelen, öyle ya da böyle o bedeli düşüren, zararın neresinden dönerse kar olduğunu düşünen, işine geldiği şekilde karar alan...

güzel yazmışsın. bana çok yakın şeyler söylemişsin.

sevgiler.

EFERVESAN BALIK dedi ki...

Nehir kendisini kıyıya attığı için, içine almadığı için nehirle birlikte akamayan dal parçasıyla nehrin ortasında olduğu halde orda bir yere takıldığı için nehirle birlikte akamayan (bilerek takılmıştır belki, tercihi akmamaktır) dal parçası arasında teknik olarak fark var muhakkak ama…mühim olan tek gerçek nehir aktığı halde dalların akmıyor olması:)
Çok yüksek ideallerim var bu konuda benim…bir gün vıcık vıcık bir düğün salonu düğününde eğleniyormuş gibi yapacağım inşallah! Yıllardır der dururum da yapamam ama yapacağım bir gün, azmim çok yüksek:)
Yazı çok basit, "miş gibi" sahtekarlığından uzak bir şekilde yazılmış, melali çok temiz anlatmışsınız, elinize sağlık.

guguk kuşu dedi ki...

sevgili endişeliperi, insanın kendine sadakatinden daha önemli birşey olmaması ve herkesin dünyayı evreni kendine olan sadakati ile kavranabileceği öylesine önemli bir nokta ki. kendin olma durumu işte bu. dünyayı başkalarının gözleri ile görererk kendi yazgını yazamasın o zaman da boşa bir ömür geçirip boşa ölmüş olursun. kendine sadık olamayan birinin de evrene sadık olmasını beklemek fazla hayalperestlik olur:D öpüyorum seni.

guguk kuşu dedi ki...

sevgili efervesan balık, hakikaten nehir mi kıyıya fırlattı acaba, ben mi lanet olsun dedim başlarım böyle nehre dedim ve kıyıya geldim (ki bu durumda da yine nehir beni atmış olıyor aslında) bilmiyorum ama mış gibi... lafını duyduğum anda bile tüylerim diken diken oluyor.....en gerçeğinden asık bir surat benim için miş gibi sırıtandan daha değerli...