3 Ağustos 2009 Pazartesi

VARLIĞIMIZIN EŞ ZAMANLILIĞI

Sevgili "yanlış insanlara" hayatımıza olan katkılarından dolayı gönül dolusu teşekkürlerimizi bildirdikten sonra bir önceki yazıma sevgili Sufimin de katkısıyla anladım ki onların evrendeki görevi oldukça zor.
Bu dünya denilen karmaşaya, belki de kendi arzularımıza göre farklı görevler yüklenerek gönderildik. Anlıyorum ki, onlara düşen yük oldukça ağır. Ve bizler onları tablonun dışına çıkaramayız.
Bir tablo düşünelim. Güzel bir klübe, etrafı ağaçlarla çevrili, küçücük ama çiçek dolu bir bahçesi var. Hemen yanından pırıl pırıl bir dere akıyor. Güneş sarı-kırmızı parlarken mavi gökyüzünde, kuzular otlamakta. Bir de köşede, yerde, öylesine uzanan bir dal parçası var. Klübenin pencerelerinde çiçekli perdeler var. Kimimiz tabloyu çok beğeniriz, kimimizin pek hoşuna gitmez. Keşke klübe değilde iki katlı bir ev olsaydı, bahçenin etrafındaki ağaçlar olmasaydı, hava güneşli değil de bulutlu olsaydı.........herkes kendi farklı arzularını dile getirebilir. Ama o resimden o yerde uzanan dalı bile çıkarırsanız "o resim" artık "o resim" olmaktan çıkar. Çünkü tablo herşeyi ile bir bütündür.
Neyazıkki biz insanlar, tabloları kendimize göre şekillendirmek isteriz. Ama gerçek hayatta bu değişikliği tablodan sadece klübeyi çıkarmak, perdelerin rengini değiştirmekle yaptığımız gibi yapamayız. Tablo statik bir durumken, hayat dinamik bir süreçtir. Birşeyin varlığı bir diğerinin varlığı ile eş zamanlıdır. Ben ben olduğum için, o odur. Eğer yarın ben başka bir bakış açısına ve düşünce mekanizmasına sahip olursam o başka bir o olacaktır ya da belki artık yaşam alanıma dahil olmayacaktır.
Kendimizi, diğerlerinden ve aslında genel olarak evrenden yani bütünden ayrı görme eğilimimiz bu ikilik karmaşasını yaşamamıza ve acı çekmememize neden olur. Oysa ikilik yoktur. Teklik vardır. Kendimizi ayırarak sürekli çelişki içinde yaşamaya mahkum olur, sonra da bunun nedenini başkalarında ararız.
Eğer elimizde patlıcan, biber, domates ve sarımsak varsa musakka yaparız. Pasta yapmayı hayal etmeyiz. Pasta istiyorsak yeni malzemelere ihtiyacımız vardır. Şu ana kadarki hayatımızı, elimizdekileri, elde edemediklerimizi mevcut düşünce mekanizmamızla oluşturduk. Aynı mekanizmayı kullanarak farklı sonuçlar elde etmeyi beklemek hayalden ibarettir. Elimizdeki malzemeler bunlarken başka sonuçlar beklemek de. Malzemeleri değiştirmek de bizim elimizdedir ama çaba gerektirir.
Hayat tablosuna bakarken tablonun bileşenlerini ayrı ayrı değerlendirmek yerine, bir arada değerlendirip, varlıklarındaki eş zamanlılığı bir anlarsak........evren belki o zaman cennet olur. Ne dersiniz?

7 yorum:

godsyndrome dedi ki...

Verdiği mesaj açısından güzel bir yazı amma ve de lakin tek kişilik muhalef olaraktan aklıma takılıyor, malzemeleri değiştiremiyorsak nolcak?

sufi dedi ki...

Sevgili Guguk kuşum;
Tekliğin sırlarını ne güzel çözmüşsün.Yüreğine sağlık canım.Nasıl ki bedenimizde görme işitme tatma gibi duyularımızın dışında boşaltımla görevli organlarımız mevcutsa; TEK liğin içinde de çeşitli görevlerle görevli kişiler mevcut.Siz doktorlar daha iyi bilirsiniz ama vücudumuzdaki T lenfosit hücrelerinin 30000 görev üstlendiğini, bazı hücrelerin yakınlarındaki bazı hücrelere görevlerini hatırlatmakla görevli olduklarını, bazılarının da 1-2 görevi olduğunu öğrenmiştim bir zamanlar.Şimdi tüm mevcudatı bu çerçevede gördüğümüzde ne kadar kategorilere de ayırsak TEKin vücudundaki bizleri, hepimizin o tekin bedeninde ne kadar önemli ve vazgeçilmez olduğumuzu anlayacağız değil mi?Yargısız bir SEYİR aleminde göreceğiz ki herşey ne kadar mükemmel ve kusursuz işliyor güzel kuşum.Sevgilerimle.

düş dedi ki...

cehennemini bilen için, cennet olur o:)

ilişki ile bilir insan kendini, aynadan yansıyan yanlışsa (ego böyle tanımlıyorsa)aslında kendi yanlışı nerede bakmalı ve görmeli, nasip olduğu vakit elbette, acelemiz yok eninde sonunda anlayacagız, niye burdayız?kimiz biz?:), olmadığı haller olmasa, OLduğu hali nasıl bilebilir kişi?

guguk kuşu dedi ki...

@sayın tek kişilik muahalefet, ben kendim malzemeleri belli sınırlar içinde de olsa değiştirebileceğimize inanan birisi olaraktan sorunuzu cevap vermekte sıkıntıya düşmekteyim efenim. Ancak size bir önerim var, malzemeleri değiştiremiyorsan kafa yapını yani daha kibarcası düşünce şeklini değiştirirsen zaten malzemelere ve metoda olan bakış açın değişeceği için doğal olarak mekanizmanın işleyişi de değişecektir. yararlı olabildik mi bilmem?

guguk kuşu dedi ki...

@hem muhalefet muhalefet nereye kadar efenim, görüyorsunuz sayın baykalın halini vazgeçin şu dünyanın globalleştiği günlerde itiraz etmekten sizde canım aaaaa

guguk kuşu dedi ki...

@sufim geçenki yazıma katkından dolayı teşekkür ederim öncelikle.ah sufim ah en çok ihtiyacım olanı söyledin şimdide: yargısız seyir aleminde izlemek herşeyi. dua niyetine kabul ettim ve cümlemiz için AMİNNNNNN dedim.

guguk kuşu dedi ki...

@hep düşünürüm, düşcüm, içindeki bir kapı açıksa açık olan her kapı ve camla cereyn yapar ve sen habire dışardaki bu açık kapı ve camları kapamaya çalışırken perişan olursun. oysaki kapanacak tek kapı bizim içimizde ve çok daha kolay.
ve yine hakısın, herşey zıddı ile beraber. çünkü öyle olmalı.bizim anlama kaabiliyetimiz çerçevesinde zıtlar hep olacaktır:)