12 Haziran 2010 Cumartesi

BİR SBS SONRASI

Bir SBS ailesi olarak abartmadan erken yattık dün gece. Herbirimiz yataklarımızda birbirimizden habersiz uyuyamadık, debelendik, dualar ettik hem yavrumuza hem cümlenin yavrularına. Mor menekşem yanımda yattı. Ablası onun için bir sürü dualar okumuş. Ezanlardan sonra mor menekşe de ben de sebepsiz uyandık ama itina ile uyuyamadığımızı birbirimizden gizledik (güya). Papoş hanımsa yanımızda mışıl mışıl uyudu Türkiyenin anlamsız eğitim sisteminden şimdilik habersiz, memesi ağzında. Birkaç gündür yavrucağızımın yüreği pır pır, göğsüne sığmaz olmuştu da belli etmemeye çalışıyordu.Gece herkes ayrı ayrı dua ediyordu. Babası, ben ve ablası o üzülmesin istiyorduk, mutlu olsun istiyorduk. Alacağı puan bizim için hiç önemli değildi. Birtek önemli olan onun nazenin yüreciğiydi bizler için. Ama biliyorduk ki o bizden gizlese de iyi bir puan almak istiyordu. O ise biliyordum ki dua ediyordu: Allahım ne olur, iyi bir puan alayım ailem mutlu olsun, emeklerimiz zayi olmasın. (şuan gözlerim doldu). Gece rüyasında kendini sınavda görmüş hep. Sabah artık hakikaten telaşlı ve gergindi. Biran önce sınav salonuna gitmek istedi hep. Zayıftır benim mor menelkem, çıtı pıtı, yüreği de bir o kadar nazenindir. Onu sınav binasına uğurlarken, sarılırken, sabahın o saatinde güneş gözlüklerim gözümdeydi, ağladağımı görmesin diye. Anneler sessiz sessiz ağlamayı iyi becerir. Düşündüm içim yandı yavruma, yavrulara. İnanın robot gibiydi hepsi, sanki çocuk değildiler, ruhları küçülmüş, buruşmuş grileşmişti, tıpkı momodaki gri adamlar gibi. Anneler babalara ablalara abilere baktım, hepsi benimle aynı durumdaydı. Herkesin elinde bir şişe su, şekerler, dudaklarda dualar, gözlerde ümitler. Arabayla sınav yerine giderken, yanımızdan geçen arabalara baktım çoğu sbs ailesiydi. Hepine el sallamak istedim, hepsine korna çalmak istedim. Keşke hep birlikte muhteşem bir pikniğe gidiyor olsaydık dedim içimden. Sonra şükrettim biryandan. Yavrumuz sağlıklı, yanımızda dedim. Ama bir yanım hep isyan etti bu yaşananlara. Oncağızımı içeri yolladım. Daha 12 yaşında, sırtında büyük bir yükle. Bir yıldır yaşadığı yorgunluğu, stresi, kilolarca ağırlığındai çantasını, geceleri dershaneden dönünceki bitmişliğini...Oturduk spor salonuna, kimi örgüsünü getirmiş, kimi kitap okuyor, kimi yanındaki aile ile sohbet ediyor...kimi benim gibi açmış dua okuyor. Zaman geçmezki başka türlü, Rabbimle hasbihal etmeden. Önümdeki kadın: ufff zaman geçmek bilmiyor dedi. Ben de: içerde ter dökmekten iyidir deyince gülümsedi. Papoş hanıma gelince pusetinde kah etrafı izledi kah uyukladı, ablacağızını bekledi. Saat onbir çeyrek olunca salon boşalmaya başladı. Herkes ciğerparesini kapıda bekler oldu umutla. Bazılarının elinde fotoğraf makinası, telefonlar vardı; çıkış anını ölümsüzleştirmek için. Ben de fotoğraf makinasını çıkarınca, sarı papatya: amaan anne sanki hatırlamak isteyeceği bir an da, fotoğrafını çekeceksin dedi, herzamanki mantıklılığı ile. Ona boşuna kapıya bakma, bizimki zil çalmadan asla kağıdını vermez ve yavaştır, çabuk gelmez dedim. Güldük. Nitekim haklı çıktım, ortalık sakinledikten sonra göründü kapıda çıtır pıtırım. Tabiki çektim resmini. Sabah kapıdan çıkarken de çekmiştim. Hepimizin gözü, gözünde. Acaba mutlu mu mutsuz mu. Hiç bir şey sormadık. Neyapmak istersin dedik. Ama keyfi iyiydi, gezmek istedi. Ohhh çektik içimizden. Biz yemeklerimizi sipariş ettiğimizde, babası telefonla internetten cevapları öğrenmişti bile, kontolleri yapıyordu. heyecandan duramadı orda, ben gidip gezeyim dedi. Hepimizin yüreciği pıt pıt attı, neolur Allahım dedik ne olur mor menekşemiz mutlu olsun. Şükür rabbimize 2 yanlışı var. Koştum yanına söyledim. Hem seviniyor hem de o yanlışları da yapmasaydım keşke diye hayıflanıyor yavrum, dikkat hatası yapmışım diyor. Biz ona: şükret yavrum, bu sınava girebilecek kadar sağlıklıydın ve sınavdan da sağlıkla çıktın, bize bu yeter. Aferin sana sonucunda çok iyi dedik. Sarı papatyam anlattı babası ile beklerken bir çocuk çıkmış, ailesi nasıl geçti deyince sevinçle matematikten en fazla 5 yanlışım var demiş çocuk. Sonra öğrenmişlerki yavrucağız hem çalışır hem okula gidermiş ama çalışması nedeni ile devamsızlıktan sınıfta kalmış. İçimiz acıdı, keşke bırakmasalardı, keşke birileri ona destek olsaydı da çalışmak zorunda kalmasaydı dedim. Hem içimiz acıdı hem halimize şükrettik.
Ufff anlat anlat bitmez. Hala gözlerim doluyor.
Size sesleniyorum ülkemizin yöneticileri:
"Onlar daha çocuk sayın hükümet yöneticileri, sayın Milli Eğitim Bakanı. Siz de annesiniz sanırım, bizi anlar mısınız ki?" Bugün etrafımda gördüklerim çocuk değildi sanki, robot gibiydi. Ailelerin yüreklerindeki telaş gözlerine dillerine vurmuştu. Ordamıydınız? Görmüyor musunuz??. Çocuklara ne yaptığınızın farkında mısınız?. Onlar biliyor musunuz ki bir daha hiç çocuk olmayacaklar, hiç 12, 13, 14 yaşında olmayacaklar. Büyüdüklerinde sek sek oynamak, top oynamak, sokaklarda koşmak istemeyecekler bir daha. Sayın yöneticiler çocuklarımızı görüyor musunuz? Onlar bu güzel cumartesi sabahı pikniğe gidecekleri yerde sizin tercihleriniz nedeni ile bu stresi yaşadı ve yıllarca yaşayacaklar. Görebiliyor musunuz???

8 yorum:

Evren dedi ki...

çocuk olmak zor bu dönemde... kendi çocukluğumu düşündüm okurken, çocuktum ben ve iyi ki yaşadım o günleri...
yollaı açık olsun ve şansları olsun yanlarında her zaman ve dilerim, çocuk kalabilsinler bu koşuşturmanın içinde, hoplayıp, zıplayıp, gülebilsinler dolu dolu...

guguk kuşu dedi ki...

ahh be evren, inan hiç çocuk olamıyorlar, sırtlarındaki yük öyle ağır ki, çantalarını bir görsen ben taşıyamam. inan içimd öyle bir isyan varki anlatamam. hakikaten biz çok şanslıymışız be evren.

ebruli günce dedi ki...

Yarış atları gibi oldu zavallıcıklar,bizim çocukluğumuz daha güzeldi sanki.
İyi geçmesine sevindim sınavın,iyi bir tatil geçirmesini diliyorum çiçeklerinin...

guguk kuşu dedi ki...

Sağol ebrulicim, evet ne güzel geceleri saklambaç oynardık....

öykü dedi ki...

sadece mınıklerıme gecmıs olsun demek ıstıyorum

sevgılerımle

guguk kuşu dedi ki...

canım öykücüm haklısın geçmiş olsun demekle bu sınavlar aynen hastalık gibi

b.n.n. dedi ki...

o kadar çok sınav var ki,,, ütülmüş bilyelerine üzülmek varken, sırf biraz daha fazla dışarda oyun oynabilmek için anne ye türlü türlü hesaplamalar içinde bahanelere kafa çaılştırmak varken,,, soruları daha hızlı çözmenin hesaplarını boş bırakılan soruların üzüntüsünü yaşıyorlar,,, zaman ilerledikçe biz milenyumun içinde kocaman olmaya başladıkça hayatlarımız o kadar küçülüyor ki,,, yaşam zaman ilerledikçe çok daha küçük yaşta hissettiriyor zorluğunu,,, geçmişler olsun umarım demekten başka da elden bi' şey gelmiyor :/ ;)

guguk kuşu dedi ki...

sevgili özii, seneye sbs nin kaldırılma lafı var ya ortada, bizimkilere yaptıkları eziyeti hafifletmek milleti susturmak için hakikaten çok kolay bir sınav yapmışlar. ama sınavın amacı nedir ayırt edici olmak bu sınav tam bir rezalet