2 Mart 2009 Pazartesi

İŞTE ÖYLE Bİ ŞEY


Aslında hastayım. heryerim ince ince kırılıyor. ama şöyle tatlı tatlı. bi şkayetim yok yani. termoforum sırtımda. zaten onunla pek sıkı fıkıyız. (birileri duymasın). seviyorum şu termoforu. sırt ağrılarıma acaip iyi geliyo. bi de minicik. çok sevimli. tylol hot ımı içtim. kafamda iyi. oturdum bilgisayarın başına. alkole ne gerek. iç tylol hot ı keyfine bak.

Durun yaaaa. ben neler yazıyorum. asıl yazacaklarım bunlar değil. kafam iyi ya. idare edin işte. Bu gün çok şaşırdım. sevindim. düşündüm. huzur buldum. hani cumhuriyetimi kurmuştum. sümsükler klübünden istifa etmiştim de artıkın sünger bob olmayacaktım ya. En son, bu gün, öğleden önce, pamuk kalpli dostuma, bir bardak çay içmeye gittim. amacım fikirlerimden bahsetmek. (canım benim sabırla dinler beni, hep aynı şeyleri söyler ama ben dinlemem). Dedimki: tamam buraya kadar. verdiğim süre doldu. artık bir selamlık hakkı da yok. üç gündür, selam vermiyorum, surat asıyorum. gelip de bi niye demiyo. 11 yıl tamı tamına. bu kadarını hak eder dimi dedim. Aynı şeyleri söyledi. haklısın dedim ama kırgınım. içim elvermiyor. tamam dedi. öğlen yine karşılaştık. selam vermedim o da vermedi. normaldi artık. eskisi kadar takmadım. kararımı vermiştim..........

öğleden sonra kliniğe girdi. bana doğru yürümeye başladı. işime devam ettim. bakmadım. bişey söyliycem dedi. dinledim. ben böyleyim işte dedi. görmüyorum. yanımdaki görmediniz mi dedi, hiç görmemiştim seni. farkındayım. geliyorum kliniğe sende bi surat. çevirip başını gidiyorsun. tam da şu sırada böyle olmamalıyız dedi. üzgündü. görmediğine çok inanmadım. ama önemli olan bu değildi. bana verdiği değerdi. tek beklediğim buydu. sırtımdan kocaman yükümü aldı. selam vermemeye zorlanmak çok zordu benim için. sokakta gördüğü kedi ile bile konuşan ben için zordu 11 yıllık arkadaşı ile selamlaşmamak. sarıldım. kendini daha fazla kötü hissetsin istemedim.

işte ben böyleyim. her şeyi görürüm, duyarım bazen hatta hissederim. iyi gibi görünse de inanılmaz bir yük aynı zamanda. sevecen konuşulsun isterim. hatırnaz olunsun isterim. küsmeyelim isterim. şirinler köyü mü yaratmaya çalışıyorum acaba. ütopya mı beklentilerim. olmazı mı oldurmak benimkisi. ama bu da benim elimde değil işte.

inanamıyorum. geldi. böyle bir de açıklama ile. hiç yapmazdı. ama yaptı. haksızmıyım bilmem ama kendimle öğündüm. bunu kendimin sağladığını düşündüm. tutarlı oldum, daha önce ona kendim örnekler sundum. tam bi kimyasal etkileşim gibiydi. bi dönüşüm gibi. bir çarpışma ve her iki fotonda başka bir şeye dönüştü. çarpışmalar da gerekli. artık her iki elektronda eski elektronlar değil. bu çevreye de yansıyacak biliyorum. ardışık tepkimeler olacak. ama duyduğum his çok garipti. Evrene dokundum sanki parmağımla bir an. şeffaftı evren. ben dokununca içeri doğru göçtü. geri geldi. ama asla eskisi gibi olmadı. Zafer kazanmış değilim. gurur da değil. mutluluk da değil: huzurdu. olması gereki yapmak gibiydi.

Birkaç gün önce onu rüyamda görmüştüm. bana sarılmıştı. çok şaşırmış ve ne garip o böyle şeyler yapmaz demiştim. bazen rüyaların daha bir gerçek olduğuna inanıyorum.

17 yorum:

Belgin dedi ki...

Senin ícin cok sevindim, demek tutarli olmak bazen ise yariyormus:)
Sen oldugun gibi kal´, böyle cok güzelsin.

Sirinler köyü ha, bir an evvel kur da bana da bir ev ayir köyünden, ben de geleyim:))

Sevgiler

sufi dedi ki...

Bak guguk kuşum;
Aynı bilmiş bir anne gibi konuşayım:"Gördün mü bak kendi kendine üzüldüğünle kaldın, geldi ve geçti işte. Sana o gün "yaptığım tüm hizmetleri Allah'ım sana yapıyorum, seen görücü bilicisin.hardal tanesi iyilik etseniz karşılığı size geri döner diyorsun, ben sana güveniyorum seni seviyorum " dermisin?" demiştim.Doğru söylemişim değil mi?

Arkadaşın: "Tam da şu sırada böyle olmamalıyız "demiş, şu sıra-danın anlamı ne acaba? bir sıkıntısı bir derdi başını yaslayacağı bir dosta ihtiyacı olmasın, hııı?

guguk kuşu dedi ki...

Belgincim, evet aşırı merhametten maraz doğuyor, yarayı iyice kronikleştiriyorsun bu sefer onun farketmesini sağlamaya çalışmıştım. Huzursuzluğa gelemiyorum Belgincim. elbette herkes birbirini sevemez ama asgari müştereklerde birleşebiliriz. birbirimizin yüzüne somurtarak bakmayız en azından. işte böyle bir şirinler köyü takıntım var. içimde bişey hep diyorki: daha güzel olabilir, bütün bunlara gerek yok, anlamsız, düzeltilebilir. O şeyi bi gün vuracam ama galiba.

guguk kuşu dedi ki...

Canım sufim, tabiiki, bilmiş bi anne gibi konuşabilirsin benimle. çok memnun olurum. annesi olmayan birine verebileceğin en güzel hediye bu olur herhalde. Tabiki doğru söylemiştin ama o aşırı kırgınlık hali bu sefer tutarlı ve dirençli davranmamı sağladı. ancak o zaman anlayabildi. herkesin sınır çizgisi çok farklı. Tam şu sıra dediği şey, bu sene ikimizin de doçentliğe başvurması durumu. hakikaten herşey daha da bir gergin hale gelirdi.

Pino dedi ki...

Geçmiş olsun guguk kuşuuu.. Tylol Hot (ben tirolloyyloyyt diyorum:) bana da hep iyi geliyor.. Limonata gibi içmeyin deselerde hastalık kapmaya başladığımı hissedince yapıyorum bir bardak:))
ayrıca şarkılar eklenmiş ne güzel:))

guguk kuşu dedi ki...

Sağolasın Pinocum. Buara herkes salgına yakalandı. tabi ben de. Biliyomusun bu trilloyloyt tipi ilaçlar eskiden devlet tarafından ödeniyordu. Sonrasında ödeme kaldırıldı. cepten alır olduk. nedenini anlatayım: bigün sağlık bakanı bi köye gider. bizim kahveci pek mutlu, oğlum bakan beyimize şurdan bi grip çayı kap der. Bakan merakla grip çayı ne ki der. adam bir bardakta grip çayı, diğer elinde trillolay gelir. işte bakanım biz bunları veriyoz millete hemen iyileşiyo der.....o gün bugündür trillolaylar cepten alınır. Kesinlikle haklısın semptomlar başladığında içince çook işe yarıyo. haa bu arada iyi de kafa bulduruyo. bakan bunu duymasın. valla daha da pahalandırır bizim trilloylayyları.
Evet canım ekledim şarkıları. müthişler yaaaa. tam benlik. ne garip dimi acaip beğenebileceğin şeyler bir tuş önünde ama sen onları bilmiyosun. bi gün blog diye bişey öğreniyosun, pino diye dünyalar tatlısı biri arkadaşın oluyor ve blackmores night a ulaşıyorsun. sizleri tanıdığım için çoook mutluyu. (bu laflar gönülden haaa, trilloylayyın etkisi değil. bugün içmedim.:D) kendine iyi bak canişko.

Pino dedi ki...

Ha haaa:))))
Bakarım tabi ki.. sıramı savdığımı düşünüyorum 10 günlük yatak maceramdan sonra:D
Daha çok keşfedecek şey var.. Zamanı gelince buluveriyoruz işte:)

beenmaya dedi ki...

portobello cadısı'nda "nefret bir insanı olgunlaştırdığında sevmenin birçok yolundan birine dönüşür " diyordu p.coelho.

sanırım senin yaşadığında böyle bişi. yani elbetteki nefretten bahsetmiyorum ama kırgınlık ve kızgınlığın başka bir hale bürünmesi gibi...

şirinler köyü fikrine bayılmış olmakla birlikte yazını okurken ve sana yorum yazmaya başlamışken senin yorumunun bana ulşaması da güzel bir tedadüf :))

sevgiler...

guguk kuşu dedi ki...

biliyomusun beenmayacım, az önce blogunu okurken, gözüm takıldı bu söze ve hadi yaaa tam bu olaylık bu söz dedim kendime. kitabı da okumuştum aslında. bu sözü tekrar bi bulup okuyayım dedim.
tesadüflere bayılıyorum ve hayatımda hep çok büyük yerleri olmuştur. ben hayatı hep mucize gibi görmeyi tercih edenlerdenim. katkın için teşekkürler beenmaya (ayrıca arı maya küçükken en sevdiğim 2. kitaptı)

beenmaya dedi ki...

tesadüflere bende bayılıyorum :))) bu arada sayfa 252 de...

arı maya öper seni :))

öykü dedi ki...

Yanlıs tutumlar davranıslar ılıskılerde ınsanı gercekten cok uzuyor.Tadı tuzu kalmıyor ama
bı yerden de döndugunde... duzeldıgınde bıseyler anlasıldıgını bılmek ınsanı cok mutlu edıyor..

Cok gecmıs olsun Guguk kusum

guguk kuşu dedi ki...

evet öykücüğüm kesinlikle tadı kalmıyor. benim de amacım bal&şeker olmak değil. kırıcı olmamak. asgari müşterekte beraber olabilmek ve en önemlisi ortamın huzurunu sağlamakdı. evet senin dediğin gibi önemli olan bişeyleri anlamasıydı. umarım anlamıştır canım.. sağolasın, salgına bi ucundan ben de yakalandım. evde küçük prensesde hasta. ama ayakta atlatabiliyoruz canım.

öykü dedi ki...

bol c vıtamını
bı de ıhlamur ıcıne tarcın kabugu ,zencefıl bı kac tane karanfıl hatta elma kabugu guzelce kaynatınca sıfa oluyor
cok gecmıs olsun tekrar ıkınıze de canım benım.

Sanem dedi ki...

guguk kuşu tekrar merhabbba yazılarını inceliyorum yavaş yavaşş arkadaşınla aranızın düzelmesine sevindim.ben de pollyanna gibi olmaya çalışıyorum.şirine gibi sonuçta her ikisi de her kötü olayda iyi bir sebep bulmaya çalışıyorlar ve mutluluk oyunu oynuyorlar:) çok işe yarıyor.sevgiler

Sanem dedi ki...

bu arada pardon çok geçmiş olsun kendine dikkat et bu salgın bi kurtuldum diyorsun sonra tekrar nükseden bir gripmiş tuhaf.öpüyorum sevgiler

guguk kuşu dedi ki...

sanemcim, buna aramızın düzelmesi demek için artık çok geç. bu aşamada aramız daha kötüye gitmediği için sevinebilirim artık. aramızdaki mesafe yıllar içinde olanlardan dolayı zaten oldukça artışmıştı. bu sefer biraz daha uzaklaştım ondan ama bir selam verecek halde kalmaya çalışıyorum. yada iş gereği konuşmalarımı gerilmeden yapabilmek istiyorum. en önemlisi ondan nefret etmek istemiyorum sadece uzak kalalım istiyorum. mutluluk oyununu çok oynadım sonu benim için daha kırıcı oldu mutluluk oyunu ile sadece varılacak sona daha geç ve daha kötü bi biçimde ulaşıldığını da öğrendim. artık oyun yok, gerçekler var. ve biz dost değiliz.düşman omayalım yeter.

guguk kuşu dedi ki...

evet grip için herkes öyle diyor. normalde dinlenince atlatırdım. bu sefer öyle olmadı. ama ayakta geçirebiliyorum en azından. çok teşekkür ederim.