16 Mart 2009 Pazartesi

ZOR DEĞİL


Mutluluk ile mutsuzluk, nefret ile sevgi, beyaz ile siyah........birbirlerinin zıddı gibi düşünülen, birbirlerinden hep uzak yerlere konulan kavramlar. Acaba gerçekten o kadar da zıt veya uzaklar mı? Ya da ölüm ve yaşam......

Gördüm ki, uzak değiller, yakınlar hatta çoook yakınlar. Öyleki aradaki sınır metrik olarak ölçülemez.

Bugün anladım.....ölümün yaşama yakınlığını. Genç bir insanın ölüme kucak açışını ve koşullar birazcık daha uygun olsaydı, bugün burada olamayacağını. Hangi ince dal tutmuştu kimbilir onu bu sefer buralarda?

Mutluluk ile mutsuzluk arasındaki sınır ne kadar şeffaf, jölemsi bir şeydi. Dokundum, titreşti.........Yer değiştirdi sonrasında mutluluk ile mutsuzluk. Bu kadar mı basitti bu dönüşüm? Peki bu kadar basitse, niye o kadar zordu ki? Hiç anlamadım. Genceceikti, bir o kadar duyarlı ve sevecen. İtiraf etti uyuşturucu kullanıyordu ara ara. Neden dedim, neydi kendini bu kadar uyutmak isteyişinin nedeni? Borcum var dedi, iflas etmişlerdi. 40-50 milyar bizim için büyük para dedi? güldüm benim için de dedim, güldü. Peki uyuşturucu ucuz bişey mi dedim? başını iki yana salladı, gitgide bu masrafının artacağını anlattım ona. Anladı. Onu tebrik ettim, bunu itiraf edebilmesi, güçlülüğünün beliritisiydi. Öyle pırl pırıldı ki... öyle donanımlı, hayat enerjisini tüketmemişti henüz o zehir. sana hiç yakıştıramadım dedim, çok akıllı birine benziyorsun. Güldü. Hocam...bizim arkadaşlar işte, onlar kullanıyorlar, bir de ben deneyeyim dedim. O çevreden uzaklaş dedim ona. Bana söz ver, çevreden uzaklaşacağına, ve bir daha kullanmayacağına. Gerekirse psikolojik destek alacağına. Öyle içten söz verdi ki...İnandım. Mahcuptu ama bir o kadar da kararlı. Aradan belki 1 hafta geçti. Yanıma geldi. Lafları birbirine dolandırarark teşekkür etti. Neden dedim. İlk defa sayenizde rahatlıkla gülümsüyorum, benimle ilgilendiniz. Ben de: sen de bu kapasite olmasa hiç bir şey olmazdı, başaran sensin, ben sana teşekkür ederim dedim. Yoo yo dedi... ama gözleri doldu, hızla kaçarken ağlayacağım şimdi dedi, giderken, sandalyelere takıla takıla, tözkezleye tökezleye. Öğrenciyi gönderdim ardından. Ağlıyor hocam dedi. Gittiğimde yoktu. Çook sevindim, inanıyordum onun bunu başarabileceğine. Bir gün dileğim, kendini sıkmadan rahat rahat ağlayabilmesiydi, utanmadan. Kliniğe geri dönerken öğrenciyle konuştuk: ne garip dedim 1 haftada ne çok şey değişmiş. Çevresinde ona hiç yumuşak, yargısız konuşan olmamış olmalı. Yumuşakça, kalbe dokunan, güven veren, suçlamayan, yargılamayan bir çift sözdü bunları yapan. Ben değil, Tanrım. Çünkü o da bunu alacak kapasiteydi. basit, güzel bir söz. İşte bukadar yakındı, mutlulukla mutlsuzluk. Bir söz kadar.

Hava pırıl pırıl dışarda. Soğuk aslında. Ama güneş tenimi olmasa da yüreğimi ısıtıyor. Kimlerle karşılaşacağız kimbilir hayat boyu? Bir çift güzel söz, bir el dokuşu, bir gülümseme kadar yakın mutluluk.

İnsanlar haykırıyor sessizce: Lütfeeenn, bakın, ben de burdayım.....İlgileenin benimle. Size ihtiyacım var. yargılamayın beni.

13 yorum:

beenmaya dedi ki...

sadece yargılamak için insanların yanına yaklaşır olduk, hatalarını yanlışlarını yüzlerine vurmak anlamında. okuduğum bir kitapta tüm insanlar arasında gizli bir bağ vardır diyordu. birinin mutluluğu bu bağ aracılığıyla bir diğerine mutlaka ulaşır. düşünsene tek bir içten söz, bir gülümseme bile kimi zaman öyle iyi gelir ki karşı tarafa tekrar hayata tutunmasını sağlar hem de sırtını döndüğü yerden...biraz karşık yazdım kusura bakma öyle karışığımki dünden beri...ama biliyorum ki anladın sen beni...

Belgin dedi ki...

Guguk kusum, kuslarin en güzeli, haklisin, biraz ilgi, bir güzel söz, bir dokunus yetiyor bazen bir hayati degistirmeye. Tanrim bu hayati kurtarmak icin seni elci olarak göndermis anlasilan. Kutluyorum seni ve öpüyorum o kocaman, sevgi dolu yüreginden.
Gencimizin adina ben de sana cooook tesekkür ediyorum.
Sevgilerimle

guguk kuşu dedi ki...

@mayacım, tabii bay/bayan bilenler etrafındakileri yargılayarak, kendi kusurlarını örterler, kendi kusurlarının üstünde daha bi yüceleriler. Bilmezlerki kusurları, sevgisizlikleri habir artmakta. Derler ki: bak onların yanlışları var, benim yok, ne akıllıyım. Ne büyük aldatmaca. Niye karışıksın sen bakiim, ama boşver aslında denizler bulanmadan durulmazmış canımmmmm.

guguk kuşu dedi ki...

@Belginim, nerdee bende öyle elçilik falan. Tanrının ona ulaşması lazımdı. e herhalde çıkıp çocuğa görünseydi pek iyi olmazdı. Ben kendi hayatımı kurtarsam bana yeter. canım benim, kendine iyi bak.

beenmaya dedi ki...

biz de genç bir arkadaşımızın peşine düştük ya neyseki ulaştık kendisine...

guguk kuşu dedi ki...

@mayacım, ahh ahh ne diim ben ona, hiç tanımadığım dekanı arattı bana. Neyse önemli olan sonuç.

Ful yaprakları dedi ki...

ne diyeyim döktürmüşsün yine be:))))

Belgin dedi ki...

Kizlar dün olanlari ben bu sabah ögrendim, sevindim arkadasin iyi olmasina.

Kusum sen de bu sevgi dolu yürek varken, sen dünyayi bile kurtarirsin:)
Öptüm ikinizide

sufi dedi ki...

Canım; sen oralarda olduğun sürece yüreklere dokunacak ellerin çoğalsın. Sevginin şefkatin yaratıcı gücüyle dokunasın dilerim omuzlara.Allah "kulumla kuluma işlerim "diyor.Ben de senden işleyen hakkın varlığına ve sana aşk olsun diyorum, seni kocaman öpüyorum canım iyi ki varsın.

öykü dedi ki...

Belkı o cocuk o ılletten boyle farkedılmekle . aldıgı sevgıyle.. Dısardan hem de onemsedıgı bırının ona egılmesı ıle bı kez daha dusunup uzaklasacak.. ben kendıme ne yaptım vazgecmelıyım dıye...

Iyı kı varsın Guguk kusum..
opuyorum senı

ıvır zıvır... dedi ki...

aslında tüm insanların yanlışları var .... ve bazen basitte olsa bu yanlışları doğru yapamıyoruz... değiştiremiyoruz... kendimizi yeniliyemiyoruz... ama ufacık bir yardım .. hani olurdu yaa.. sınava gireriz arkadaşıızın minicik bir formülden söz etmesi ile kağıdı arkalı önlü doldurur veririk... işte onun gibi... bir küçük ışık hayatlarımızı değiştiriyor gereçekten...
böyle bir şeyi başarmanıza sevindim... toplum adına teşekkürler...

guguk kuşu dedi ki...

Fulüm, bugün olanlar üst üste gelice sizlerle paylaşayım dedim. iyiki varsınız. Siz olmasanız kimlerle paylaşırım bunları, dostları benim.
Belgincan, dünyayı kurtarırmıyım bilmem ama karınca misali benimkisi. Sizlerin bu tatlı sözleri de benim içime daha bir sevgiyle dolduruyor.
Sufim benim, aminnnnnnn. Dua eden yüreğini öperim. Sizlerden o kadar çok öğreneceğim şey varki.
Öykücüm, evet bencede...çevresinin çok farklı olduğuna inanıyorum. bi keresindede bi bayan hastam koltukta ağlamıştı: hiç kimse beni böyle dinlemedi ve benimle ilgilenmedi diye. İnsanlar küçücük bir ilgi ve sevgiye muhtaç. Ve ne kötüki sevgiyle çözülmeyecek hiçbişey yok. Kendine iyi bak güzel gözlüm. Sende kendine iyi bak. Rendenin yaraladığı parmaklarından öpüyorum.
Sevgili ıvır zıvır: evet dediğin gibi. Bazen küçük bi destekleme gerekiyor sadece, belki gerisi kendiliğinden gelecek. Haklısın ben ı yüzden sözlü sınavları severim, öğrenciye küçük bir ip ucu verirsin, açılır gider.Başarı değil benmki. Aslında yapılması gereken ama yapan az olduğu için göze batıyor. Elimde olan bişey değil bu. İnsanları dinlemek ve ilgilenmek. Asıl ben sana teşekkür ederim. Beni desteklediğin ve benimle sohbet ettiğin için. Her zaman beklerim

Pırıltılı cadı dedi ki...

işte benımde buydu yapmaya calıstıgım.
Ona, ve dıger ınsanlara.. ama anlıyorum ki, yaklasmaya calısmak hep ınsanın canını acıtıyor. sadece dınlemek, yargılamadan, sormadan.. yakın olmaya calısırken ınsan, bırkez daha duvara carpıp toparlanmaya calısıyorsun. herkesın bır yolu ve tercıhlerı.
nıye bunları yazdım bılmıyorum ama ıcımden geldı ıste:(
tesekkurler, harika bır yazı.. kendımden cok sey buldum. yaptıgım ama dusunmedıgım.
seviglerle
pırıltılı cadı